İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara, işgal altındaki Doğu Kudüs yakınlarındaki E1 bölgesinde inşa edilmesi planlanan binlerce Yahudi yerleşim birimi için açılan ihale sürecinin ertelenmesini emretti. Middle East Eye'ın haberine göre, başsavcının ofisi tarafından verilen talimat, bölgede 3.400 konutluk projenin hayata geçirilmesini geçici olarak durdurdu. Karar, İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcı koalisyon ortaklarının tepkisine yol açarken, uluslararası toplum tarafından da yakından takip ediliyor.
E1 Bölgesi ve Yerleşim Planının Arka Planı
E1 olarak bilinen bölge, Doğu Kudüs'ün doğusunda, Ma'ale Adumim yerleşim bloğu ile Kudüs arasında stratejik bir konumda yer alıyor. Burada yapılacak inşaat, Batı Şeria'nın kuzey ve güneyini birbirine bağlayan koridorun kesilmesi anlamına geliyor. Filistinliler ve uluslararası hukukçular, böyle bir adımın iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getireceğini savunuyor. İsrail yönetimi ise E1 projesini yıllardır gündemde tutuyor ancak her seferinde uluslararası tepkiler nedeniyle askıya almak zorunda kalmıştı.
Başsavcı Baharav-Miara'nın kararı, İsrail Yüksek Mahkemesi'ne yapılan itirazlar ve savcılığın projeye ilişkin hukuki incelemesi sonucunda alındı. İhale sürecinin usulüne uygun yürütülmediği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. İsrail basınına yansıyan bilgilere göre, başsavcılık öncelikle planlama aşamasındaki eksikliklerin giderilmesini ve yasal prosedürlerin tamamlanmasını istedi. Bu erteleme, projenin tamamen iptal edildiği anlamına gelmiyor; ancak önümüzdeki aylarda yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
E1 yerleşim planı, ABD yönetimleri tarafından da uzun süredir eleştiriliyor. Özellikle Joe Biden yönetimi, İsrail'in yerleşim faaliyetlerinin barış sürecine zarar verdiğini defalarca dile getirdi. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de benzer açıklamalarla İsrail'i uyardı. Uluslararası kamuoyunda, E1 projesinin hayata geçmesi durumunda Filistin topraklarının bütünlüğünün daha da parçalanacağı ve bölgede tansiyonun yükseleceği endişesi hâkim.
İsrail iç siyasetinde ise yerleşim yanlısı partiler, başsavcının kararını "siyasi" olarak nitelendirerek eleştirdi. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer aşırı sağcı isimler, projenin bir an önce hayata geçirilmesi için baskı yapıyor. Buna karşılık, başsavcının ofisi kararın tamamen hukuki gerekçelere dayandığını savunuyor. Uzmanlar, bu ertelemenin İsrail hükümeti içindeki koalisyon gerilimini artırabileceğini belirtiyor.
İhale sürecinin ertelenmesi, Filistin yönetimi tarafından memnuniyetle karşılandı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, kararın uluslararası hukuka uygun olduğunu ve yerleşim faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiğini açıkladı. Ancak Filistinli yetkililer, bu tür ertelemelerin kalıcı bir çözüm olmadığını, İsrail'in yerleşim politikasından vazgeçmesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, İsrail'in E1 projesinden vazgeçmesi durumunda bile, Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde yerleşim inşaatlarının devam ettiği biliniyor. Bu nedenle uluslararası toplumun baskısı, sadece E1 özelinde değil, genel yerleşim politikası üzerinde yoğunlaşmalı. Barış sürecinin canlanması için İsrail'in yerleşim faaliyetlerini tamamen durdurması ve 1967 sınırlarına dönülmesi gerektiği yönündeki çağrılar sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır destekleyen ve İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası platformlarda şiddetle eleştiren bir ülke konumunda. E1 projesinin ertelenmesi, Türkiye'nin diplomatik çabalarının bir yansıması olarak görülmese de, bölgede iki devletli çözüm umudunu koruyan bir adım olarak değerlendirilebilir. Ankara, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, Kudüs ve Filistin konusundaki hassasiyetini sürdürüyor. Bu karar, Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü güçlendirebilir ve Filistin yönetimi nezdindeki itibarını artırabilir. Ayrıca, İsrail'in yerleşim faaliyetlerinin durdurulması, bölgede istikrarın tesisine katkı sağlayarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına da hizmet eder.