İsrail basınında yer alan yorumlara göre, ABD ile Suudi Arabistan arasında müzakere edilen sivil nükleer enerji anlaşması, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun dış politika ve güvenlik alanındaki en büyük başarısızlıklarından biri olarak değerlendiriliyor. Middle East Eye'ın haberine göre, anlaşma kapsamında Suudi Arabistan'a uranyum zenginleştirme ve nükleer yakıt üretimi gibi hassas teknolojilerin transferi öngörülüyor. Bu durum İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü tehdit edebilecek nitelikte.
Anlaşmanın arka planı ve İsrail'in endişeleri
ABD ile Suudi Arabistan arasındaki nükleer işbirliği görüşmeleri, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın 2022 yılında Biden yönetimiyle başlattığı diplomatik temaslar çerçevesinde hız kazandı. Anlaşma, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu kapsamında ekonomisini çeşitlendirme ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma hedeflerinin bir parçası olarak sunuluyor. Ancak İsrail, Suudilerin nükleer silah üretme kapasitesine sahip olmasından endişe ediyor. İsrail basınına göre Netanyahu yönetimi, anlaşmanın İran'ın nükleer programına karşı bölgesel bir denge unsuru olabileceğini düşünürken, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın olası bir nükleer silah programına kapı aralayacağından korkuyor.
İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, anlaşmayı "Netanyahu'nun Suudi Arabistan'la normalleşme hayalinin bedeli" olarak nitelendirirken, Yedioth Ahronoth ise "ABD, Suudi Arabistan'a İsrail'in itirazlarına rağmen nükleer teknoloji vermeye hazırlanıyor" başlığını attı. Başbakan Netanyahu'nun, anlaşmayı engellemek için Washington nezdinde yoğun lobi faaliyeti yürüttüğü ancak sonuç alamadığı belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Orta Doğu'da yeni bir nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir. Suudi Arabistan'ın nükleer kabiliyet kazanması, bölgedeki diğer aktörlerin de benzer adımlar atmasına yol açabilir. Özellikle İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet, nükleer boyuta taşınabilir. ABD ise anlaşmayı, Suudi Arabistan'la stratejik ilişkileri güçlendirme ve Çin'in bölgedeki etkisini dengeleme fırsatı olarak görüyor. Ancak İsrail'in güvenlik endişeleri ve Kongre'deki bazı üyelerin itirazları anlaşmanın önündeki engeller olarak duruyor.
Öte yandan, anlaşmanın İsrail-Filistin çatışmasına da etkisi olabilir. Suudi Arabistan'ın normalleşme sürecinde Filistin devletine destek koşulunu gündeme getirmesi, Netanyahu hükümetini zor durumda bırakıyor. Aşırı sağcı koalisyon ortakları, Filistinlere yönelik herhangi bir tavizi kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Suudi nükleer anlaşması, Türkiye'nin enerji politikası ve bölgesel güvenlik hesapları açısından kritik bir gelişmedir. Suudi Arabistan'ın nükleer güç olması, Türkiye'nin Akkuyu Nükleer Santrali ve diğer nükleer enerji projeleriyle hedeflediği enerji çeşitliliği stratejisini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, bölgede nükleer silahlanma potansiyeli, Türkiye'nin İran ve İsrail'le rekabetinde yeni bir boyut oluşturabilir. Ankara, bu gelişmeyi yakından izlerken, nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine bağlılığını sürdürecektir.