İsrail güvenlik güçleri, 10 Ocak 2025 sabahı Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa Külliyesi'nin kuzey kapısı Bâb-ı Hıtta'yı (Hıtta Kapısı) kısa süreliğine kapatarak askeri tatbikat yaptı. Filistinli kaynaklara göre, kapı yaklaşık 45 dakika boyunca ibadet ve ziyarete kapatılırken, bölgeye çok sayıda İsrail askeri konuşlandırıldı. Tatbikat sırasında Mescid-i Aksa avlusunda silah sesleri duyulduğu ve helikopterlerin alçak uçuş yaptığı bildirildi. İsrail makamları, tatbikatın rutin olduğunu ve güvenlik gerekçesiyle yapıldığını öne sürerken, Filistin yönetimi ve İslami vakıflar bu hamleyi kutsal mekana saygısızlık olarak nitelendirdi.
Tatbikatın ayrıntıları ve gerekçesi
İsrail’in Kudüs bölge polisinden yapılan açıklamada, tatbikatın “olası terör saldırılarına karşı hazırlık” amacı taşıdığı ve önceden planlandığı belirtildi. Ancak Filistinli yetkililer, tatbikatın Ramazan ayına sayılı günler kala gerildiği bir dönemde yapılmasını provokasyon olarak değerlendirdi. Bâb-ı Hıtta, Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girişte kullandığı ana kapılardan biri. Tatbikat sırasında kapı önünde bekleyen yaşlı bir Filistinli kadının fenalaştığı, sağlık ekiplerinin müdahale ettiği bildirildi. İsrail ordusu, tatbikatın kısa sürede sona erdiğini ve kapının yeniden açıldığını duyurdu.
Kudüs İslami Vakıflar İdaresi (Evkaf), İsrail'in bu tür tatbikatlarla statükoyu ihlal ettiğini savundu. Evkaf sözcüsü Firâs el-Dibbis, "Mescid-i Aksa yalnızca Müslümanların ibadet yeridir. İsrail'in buradaki askeri varlığı uluslararası hukuka aykırıdır" ifadelerini kullandı. Geçmişte benzer tatbikatların Filistinli gençlerle İsrail askerleri arasında çatışmalara yol açtığı da hatırlatıldı.
Bölgesel ve küresel boyut
Kudüs’teki Mescid-i Aksa, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas noktalarından biri. 1967 savaşından bu yana İsrail işgali altında olan Doğu Kudüs’teki kutsal mekan, hem Müslümanlar hem de Yahudiler için dini öneme sahip. Yahudilerin Tapınak Tepesi adını verdiği bölgede, İsrail güçlerinin herhangi bir müdahalesi geniş çaplı protestolara ve uluslararası kınamalara yol açabiliyor. Son olarak Ekim 2023’te Hamas’ın saldırısının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları bölgeyi zaten germiş durumda. Tatbikatın, Ürdün’ün resmi uyarılarına rağmen yapılması, Amman yönetimiyle İsrail arasında yeni bir krize neden oldu. Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’i “statükoyu ihlal etmekle” suçladı.
Uluslararası toplumdan da tepkiler geldi. Avrupa Birliği, Kudüs’teki gerginliğin azaltılması çağrısında bulundu. ABD ise İsrail’in güvenlik hakkını tanımakla birlikte hassasiyet gösterilmesi gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler (BM) Özel Koordinatörü, tarafları itidal çağrısı yaptı. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs’te üstünlük göstermekten kaçınmadığı sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın statükosunun korunmasını her zaman öncelikli dış politika hedefleri arasında saymıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişteki benzer olaylarda İsrail’i sert sözlerle eleştirmiş, Filistin davasını uluslararası platformlarda savunmuştur. Bu tatbikat, Türkiye’nin Kudüs konusundaki hassasiyetini yeniden gündeme getirecek ve Ankara’nın İsrail’e yönelik siyasi mesajlarında dozajı artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye’nin İsrail’le normalleşme süreci bu tür olaylardan olumsuz etkilenebilir; ancak doğrudan bir kriz beklenmemektedir. Bölgesel olarak, Filistin davasına sahip çıkmasıyla bilinen Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda ses yükseltmesi muhtemeldir.