Ramallah’ın kuzeyindeki Sinjil beldesinde 30 yaşındaki Filistinli bir kadın, geçirdiği kalp krizi sonrası kendisini hastaneye götürmek üzere yola çıkan ambulansın, İsrail ordusuna ait bir askeri kontrol noktasında 30 dakikadan fazla bekletilmesi nedeniyle hayatını kaybetti. Olay, Cumartesi günü Sinjil Belediye Başkanı Mutez Tavafşa tarafından yapılan açıklamayla duyuruldu. Tavafşa, kadının acil tıbbi müdahaleye ihtiyacı olduğunu ancak İsrail askerlerinin ambulansı geçirme izni vermediğini belirtti. Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığına göre, kadının ismi Nida Hilal olarak açıklandı. Olay, işgal altındaki Batı Şeria’da sivil sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan engelleri bir kez daha gündeme taşıdı.
Gelişmenin arka planı
İsrail askeri noktalarında ambulansların bekletilmesi, Batı Şeria’da sıkça yaşanan bir durum. Filistin Sağlık Bakanlığı, 2023 yılı boyunca ambulansların kontrol noktalarında ortalama 45 dakika bekletildiğini raporlamıştı. Bu gecikmelerin birçoğu, özellikle acil durumlarda ölümcül sonuçlara yol açıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) de benzer vakaları belgeleyerek, sağlık hizmetlerine engel olmanın uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu vurgulamıştı. Nida Hilal’in ölümü, bu ihlallerin son örneği olarak kayıtlara geçti.
Sinjil Belediye Başkanı Tavafşa, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Nida Hilal, geçirdiği kalp krizi nedeniyle ambulansla hastaneye sevk edildi. Ancak İsrail askerleri, gerekçe göstermeksizin ambulansı Ramallah'ın kuzey girişindeki askeri noktada 30 dakikadan fazla bekletti. Ne yazık ki bu gecikme, kadının hayatını kaybetmesine neden oldu” ifadelerini kullandı. Tavafşa, olayın sorumlularının cezalandırılması için uluslararası kuruluşlara çağrıda bulundu. Filistin Sağlık Bakanlığı da olayı kınayan bir açıklama yayımlayarak, İsrail’in sağlık hizmetlerine erişimi engelleyerek savaş suçu işlediğini savundu.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu vaka, sadece Filistin-İsrail çatışmasının bir parçası değil, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin silah haline getirilmesinin bir örneği. Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), işgal altındaki Filistin topraklarında sağlık hizmetlerine yönelik saldırıları düzenli olarak raporluyor. 2024 Nisan ayında yayımlanan bir BM raporu, yılın ilk üç ayında Batı Şeria’da 10 sağlık tesisine yönelik saldırı veya erişim engeli yaşandığını belirtmişti. Uluslararası toplum, bu tür olayların engellenmesi için yaptırım veya diplomatik baskı mekanizmalarını harekete geçirmekte yetersiz kalıyor. ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek, bu tür ihlallerin devamında başlıca etken olarak görülüyor.
Nida Hilal’in ölümü, Filistinli sivil toplum kuruluşlarının “sağlık apartheidı” olarak nitelendirdiği bir sistemin parçası. İsrail insan hakları örgütü B’Tselem, Batı Şeria’daki kontrol noktalarında Filistinli hastaların bekletilme süresinin acil durumlarda dahi ortalama 20 dakika olduğunu ifade ediyor. Ancak bu süre, kalp krizi gibi anında müdahale gerektiren vakalarda hayati önem taşıyor. Olay, sosyal medyada geniş yankı bulurken, #NidaHilal etiketiyle Filistinliler uluslararası kamuoyuna sesleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinir ve bu tür olayları sürekli hükümet düzeyinde kınamaktadır. Nida Hilal’in ölümü, Türk dış politikasının insani değerlere ve uluslararası hukukun üstünlüğüne vurgu yapması açısından bir fırsat sunuyor. Ancak olayın doğrudan Türkiye’ye bir etkisi yok; daha çok bölgesel istikrarsızlığın bir yansıması. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde bu tür insan hakları ihlallerini gündeme getirerek, hem Filistin halkına destek mesajı vermekte hem de kendi kamuoyunda vicdani bir duruş sergilemektedir. Ayrıca, sağlık hizmetlerine erişimin bir insan hakkı olduğu ilkesinin savunulması, Türkiye’nin küresel bir sivil toplum aktörü olarak rolünü güçlendirebilir.