Malta'da 2017 yılında otomobiline yerleştirilen bombayla öldürülen araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia cinayetine ilişkin davada yargılanan iş insanı Yorgen Fenech, bugün mahkeme tarafından beraat ettirildi. Karar, bir kez daha adaletin tecellisi konusunda tartışmaları alevlendirdi. Malta Yüksek Mahkemesi, Fenech hakkındaki suçlamaları yetersiz buldu ve müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan iş insanının serbest bırakılmasına hükmetti. Karar, hem Malta'da hem uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. Caruana Galizia'nın ailesi ve destekçileri, kararı 'adalet skandalı' olarak nitelendirirken, Avrupa Parlamentosu ve basın özgürlüğü örgütleri de kararı kınadı.
Daphne Caruana Galizia kimdi?
Daphne Caruana Galizia, Malta'nın en tanınmış araştırmacı gazetecilerinden biriydi. 2008 yılından itibaren blog yazılarıyla ülkedeki siyasi yolsuzlukları ve organize suç bağlantılarını cesurca ifşa etmişti. Özellikle Panama Belgeleri'nde adı geçen Malta Başbakanı Joseph Muscat'ın eşi ve bazı bakanların offshore hesaplarıyla bağlantılarını ortaya çıkarması, onu iktidarın hedefi haline getirmişti. 16 Ekim 2017'de evinin yakınlarında otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 53 yaşında hayatını kaybetti. Suikast, Avrupa'da büyük infial yarattı ve AB, Malta'daki hukukun üstünlüğüne yönelik ciddi endişeler dile getirdi. Caruana Galizia'nın ölümünün ardından, yolsuzluk iddialarıyla ilgili soruşturmalar derinleştirildi.
Soruşturmada, patlayıcıyı yerleştirdiği tespit edilen üç kişi daha önce suçlarını itiraf etmiş ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak asıl azmettirici olduğu öne sürülen Yorgen Fenech, 2019 yılında gözaltına alınmıştı. Fenech'in, dönemin Başbakanı Muscat'ın yakın çevresinde yer alan ve Electrogas enerji santrali projesinde ortaklığı bulunan varlıklı bir iş insanı olduğu biliniyor. Caruana Galizia'nın ölümünden hemen önce Fenech'in işlerine dair yolsuzluk iddiaları üzerine yazılar kaleme aldığı ortaya çıkmıştı. Mahkeme, bugünkü duruşmada, Fenech'in cinayeti azmettirdiğine dair yeterli kanıt bulunmadığına hükmetti. Kararın gerekçesinin önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.
Kararın yankıları ve uluslararası boyut
Karar, özellikle gazetecilik örgütleri ve insan hakları kuruluşları tarafından sert şekilde eleştirildi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, kararın 'basın özgürlüğüne karşı bir darbe' olduğunu belirtti. Avrupa Parlamentosu üyeleri de konuya ilişkin açıklamalarında, Malta'nın yargı bağımsızlığı konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını ve bu kararın AB içinde hukukun üstünlüğü ilkesini zedelediğini vurguladı. Caruana Galizia'nın ailesi ise kararın ardından yaptığı açıklamada, 'adaletin tecellisi için mücadeleye devam edeceklerini' belirtti. Aile, davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınabileceğini ifade etti. Yorgen Fenech'in avukatları ise kararı memnuniyetle karşıladı ve müvekkillerinin masumiyetinin kanıtlandığını savundu. Bu karar, Malta'nın uluslararası itibarını daha da zedeleyebilir; zira ülke, son yıllarda yolsuzluk endekslerinde kötü sıralamalarda yer alıyor. AB Komisyonu, Malta'daki yargı sisteminin bağımsızlığı ve etkinliği konusunda daha önce de endişelerini dile getirmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel ölçekte basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü mücadelesi açısından önem taşıyor. Türkiye, gazetecilik ve ifade özgürlüğü konularında uluslararası kuruluşların sık sık eleştirilerine maruz kalan ülkelerden biri olarak, Malta'daki bu kararın Avrupa'daki yankılarını yakından izliyor. Özellikle AB ile ilişkilerde yargı bağımsızlığı ve temel haklar konusundaki tartışmaların sürdüğü bir dönemde, bu tür davaların sonuçları, uluslararası kamuoyunda yargı sistemlerine olan güveni etkileyebilir. Türkiye'nin de kendi içinde benzer tartışmalar yaşadığı göz önüne alındığında, bu kararın, basın özgürlüğü ve adalet konularında küresel farkındalığın artmasına katkı sağlaması muhtemel; ancak doğrudan bir dış politika yansıması beklenmemektedir.