İsrail, ABD'de özellikle muhafazakâr seçmenler nezdinde azalan desteğini yeniden kazanmak amacıyla 40 milyon doları aşan bütçeli bir lobi ve kamu diplomasisi kampanyası başlattı. İsrail merkezli Haaretz gazetesinin 27 Mart 2025 tarihli haberine göre, bu kampanya İsrail hükümetinin şimdiye kadar yürüttüğü en büyük dış etki operasyonlarından biri olarak nitelendiriliyor. Kampanya, özellikle sağcı think-tank'ler, muhafazakâr medya kuruluşları ve Cumhuriyetçi Parti'ye yakın sivil toplum örgütleri aracılığıyla yürütülüyor. İsrail, İran'a yönelik askeri operasyonlarının ardından uluslararası kamuoyunda artan eleştirilerle karşı karşıya kalırken, ABD'deki Demokrat seçmenler arasında da desteğin belirgin şekilde düştüğü gözlemleniyor.
Gelişmenin arka planı: Düşen destek ve artan eleştiriler
Haaretz'in haberine göre, İsrail hükümeti bu kampanyayı, özellikle ABD'deki muhafazakâr çevrelerde İsrail'e yönelik sempatiyi canlandırmak ve İran'la savaşta İsrail'in pozisyonunu meşrulaştırmak için tasarladı. Kampanya kapsamında, muhafazakâr düşünce kuruluşlarına, konferanslara ve medya prodüksiyonlarına fon aktarılması planlanıyor. Ayrıca, İsrail yanlısı mesajları yaymak için sosyal medya influencer'ları ve dijital reklamlar da kullanılacak. Haberde, İsrail'in bu girişimiyle ABD'deki muhafazakâr tabanı harekete geçirmeyi ve Kongre üzerindeki baskıyı artırmayı hedeflediği belirtiliyor. Ancak bazı analistler, bu tür lobi faaliyetlerinin ABD kamuoyunda ters tepebileceği ve İsrail'in imajına daha fazla zarar verebileceği uyarısında bulunuyor.
İsrail'in bu hamlesi, özellikle Gazze'deki sivil kayıpların ardından artan uluslararası baskı ve Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davası sonrası geldi. ABD'de yapılan son anketler, özellikle genç Demokratlar arasında İsrail'e desteğin önemli ölçüde düştüğünü gösteriyor. Buna karşılık, muhafazakâr seçmenler hâlâ büyük oranda İsrail'i destekliyor. İsrail hükümeti, bu kesimdeki desteğin korunması ve güçlendirilmesi için yoğun çaba harcıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İran faktörü ve uluslararası yansımalar
Kampanyanın zamanlaması, İsrail'in İran'a yönelik artan askeri gerginliğiyle de örtüşüyor. İsrail, İran'ın nükleer programına karşı olası bir askeri operasyon için ABD'nin desteğini almaya çalışırken, muhafazakâr çevrelerin bu operasyonu meşrulaştırmada kilit rol oynayabileceği düşünülüyor. Haaretz, kampanyanın İran'ı 'varoluşsal bir tehdit' olarak sunmaya ve İsrail'in askeri eylemlerini bir 'meşru müdafaa' olarak çerçevelemeye odaklandığını yazdı. Bu çaba, özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde İsrail yanlısı politikalarıyla uyumlu görünüyor. Ancak, bu kadar büyük miktarda fonun yurtdışı lobi faaliyetlerine aktarılması, ABD'de Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası (FARA) kapsamında incelemelere yol açabilir.
Küresel boyutta, bu tür bir lobi kampanyası, diğer ülkelerin de kendi çıkarları için benzer yöntemlere başvurmasına neden olabilecek bir örnek teşkil ediyor. Özellikle, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin de ABD'de yoğun lobi faaliyetleri yürüttüğü biliniyor. İsrail'in bu hamlesi, bölgedeki nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumuyla doğrudan ilişkilidir. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını sert şekilde eleştirirken, İsrail'in ABD'deki muhafazakâr lobi faaliyetleri, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda İsrail karşıtı pozisyonunu dengelemeyi amaçlayabilir. Ayrıca, İsrail'in bu kampanyası, ABD Kongresi'ndeki İsrail yanlısı grupların etkisini artırarak Türkiye-ABD ilişkilerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Özellikle, Doğu Akdeniz enerji kaynakları ve Kıbrıs meselesinde İsrail'in ABD'deki nüfuzunun artması, Türkiye'nin çıkarları aleyhine sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin de ABD'de kendi lobi faaliyetlerini güçlendirmesi ve İsrail'in etkisini dengeleyecek stratejiler geliştirmesi önemlidir.