ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi, İsrail'e "dünyadaki herhangi bir ülkeden daha yüksek düzeyde askeri-endüstriyel entegrasyon" sağlayacak bir tasarıyı savunan İsrail yanlısı grupların baskısıyla, söz konusu düzenlemeyi engelleyecek bir değişiklik önergesini oy çokluğuyla reddetti. Yıllık 886 milyar dolarlık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'na (NDAA) eklenen madde, İsrail'in ABD'nin en yakın müttefiki olarak konumunu daha da güçlendirirken, bölgesel dengeleri altüst etme potansiyeli taşıyor.
Tasarının perde arkası
Geçtiğimiz hafta Salı günü gerçekleşen komite oturumunda, Temsilci Jim McGovern (Demokrat-Massachusetts) tarafından sunulan değişiklik, NDAA'ya eklenen ve İsrail ile ABD arasında eşi benzeri görülmemiş bir askeri işbirliğini öngören hükmü kaldırmayı hedefliyordu. Ancak komitedeki İsrail yanlısı sesler, bu hamlenin Yahudi devletinin güvenliğini tehlikeye atacağını ve ABD'nin Orta Doğu'daki stratejik çıkarlarına zarar vereceğini ileri sürerek değişikliği reddettirdi. Oylama 41'e karşı 22 ile sonuçlandı; 16 Demokrat ve 6 Cumhuriyetçi değişiklikten yana oy kullandı.
Değişikliğin reddedilmesiyle birlikte, NDAA'nın 1291. maddesi olduğu gibi kaldı. Bu madde, ABD Savunma Bakanlığı'na, İsrail ile "ortak tatbikatlar, planlama ve operasyonel işbirliği dahil" olmak üzere "daha yüksek düzeyde askeri-endüstriyel entegrasyon" tesis etme talimatı veriyor. Ayrıca, Biden yönetiminin İsrail'e sağladığı askeri yardımların yanı sıra, Hassas Güdümlü Mühimmat işbirliği ve Iron Dome gibi savunma sistemlerinin ortak üretimini de kapsıyor. Bu düzenleme, İsrail'in ABD'nin "en özel" müttefiki statüsünü resmileştiriyor.
İsrailli yetkililer, bu entegrasyonun bölgedeki İran tehdidine karşı caydırıcılığı artıracağını savunurken, McGovern ve diğer eleştirmenler, bu kadar yakın bir askeri ortaklığın ABD'yi İsrail'in askeri operasyonlarına doğrudan dahil edebileceği ve özellikle Filistin topraklarının işgali bağlamında uluslararası hukuka aykırı eylemlere ortak edebileceği uyarısında bulunuyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar da tasarıya karşı çıktı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu gelişme, sadece ABD-İsrail ilişkilerinde bir dönüm noktası olmakla kalmıyor, aynı zamanda tüm Orta Doğu'yu etkileyecek stratejik sonuçlar doğuruyor. ABD'nin İsrail ile bu derece entegre bir savunma yapısına gitmesi, İran'ın nükleer programına karşı sert bir mesaj olarak algılanırken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleriyle normalleşme sürecini de hızlandırabilir. Ancak bu durum, Filistin yönetimi ve İran bloku tarafından bir tehdit olarak görülüyor. Ayrıca, Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu dengelemek isteyen ABD için, İsrail adeta bir "ileri üs" haline geliyor. Yine de bu kadar yakın bir askeri bağ, ABD'nin diğer müttefikleri (örneğin NATO üyesi Türkiye) ile ilişkilerinde soru işaretleri yaratabilir; çünkü bu entegrasyon seviyesi, resmi olarak NATO'nun en üst düzey işbirliğinin bile ötesine geçiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin İsrail'e tanıdığı bu ayrıcalıklı statüyü, NATO ittifakı içindeki konumuna bir tehdit olarak algılayabilir. Zira bu düzenleme, İsrail'i ABD'nin en yakın askeri ortağı haline getirirken, Türkiye gibi geleneksel müttefiklerin stratejik önemini görece azaltıyor. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Kıbrıs meselesi gibi konularda İsrail ile yaşanan gerilimler göz önüne alındığında, bu entegrasyon Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, ABD'nin İsrail'e yönelik bu denli yoğun desteği, Türkiye'nin Filistin politikası ve İran ile ilişkilerinde daha temkinli bir duruş sergilemesine neden olabilir. Ankara, bu gelişmeyi Washington ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olarak değerlendirecek ve kendi savunma sanayii hamlelerini hızlandırarak dışa bağımlılığı azaltma yoluna gidebilir.