İsrail hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria'da 34 yeni yasa dışı yerleşim biriminin inşası için 434 milyon dolar (yaklaşık 12.9 milyar Türk lirası) tutarında bütçe onayladı. Karar, İsrail'in uluslararası hukuka aykırı olarak Filistin topraklarını ilhak etme politikasını sürdürdüğünü gösterirken, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine yol açıyor. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in öncülüğünde alınan bu karar, Batı Şeria'daki yerleşimci nüfusunun büyük ölçüde artırılmasını hedefliyor. Yerleşimlerin büyük bir kısmının, Filistinlilerin gelecekteki bir devlet için hayati önem taşıyan topraklar üzerinde kurulması planlanıyor.
Yerleşim politikası ve uluslararası hukuk
İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikası, 1949 Cenevre Sözleşmeleri'nin 49. maddesine açıkça aykırı. Bu madde, işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara nakletmesini yasaklıyor. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da Batı Şeria'daki yerleşimlerin yasa dışı olduğunu teyit ediyor. Buna rağmen İsrail, mevcut yerleşimleri genişletmeye ve yenilerini inşa etmeye devam ediyor. 434 milyon dolarlık yeni bütçe, yerleşim yolları, altyapı ve konut inşasını kapsıyor. Smotrich, bütçeyi duyururken "Yahudi halkının İsrail topraklarındaki haklarını güçlendirmeyi" hedeflediklerini söyledi. Ancak ABD, AB ve diğer Batılı ülkeler bu adımı sert bir şekilde eleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir kırılma noktası yaratıyor. Filistin Yönetimi ve Hamas, konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşıyacaklarını duyurdu. Bölge ülkeleri, özellikle Ürdün ve Mısır, İsrail'in bu adımını "barış sürecini baltalamak" olarak nitelendirdi. Öte yandan ABD yönetimi, İsrail'in güvenlik ihtiyaçlarını anladığını ancak yerleşimlerin genişletilmesinin iki devletli çözümü imkansız hale getirdiğini vurguluyor. Çin ve Rusya ise İsrail'i kınarken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Bu tür adımlar uluslararası hukuka saygısızlıktır ve bölgesel istikrarı tehdit etmektedir" açıklamasını yaptı. Yerleşimlerin genişlemesi, aynı zamanda İsrail'in İran ve Hizbullah ile olan gerilimini de artırabilir; çünkü bu gruplar, Filistin davasını kendi meşruiyetlerinin temel taşı olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde İsrail'in bu kararını kınayacak ve Filistin yönetimiyle dayanışmasını artıracaktır. Ankara, Doğu Akdeniz'de İsrail ile yaşanan enerji işbirliği fırsatlarına rağmen, Filistin topraklarının yasa dışı işgaline karşı net bir duruş sergiliyor. Bu gelişme, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratabilir. Ayrıca bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını da etkileyebilir; çünkü Filistin meselesi, Orta Doğu'da radikalleşmeyi besleyen temel unsurlardan biridir. Türkiye'nin, BM platformlarında ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda bu konuda aktif bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.