İspanya'da yayınlanan bir kamuoyu araştırmasına göre, İspanyolların dörtte üçü Fas'ın ülkenin toprak bütünlüğü için gerçek bir tehdit oluşturduğuna inanıyor. POLITICO için yapılan anket, Ceuta krizinin iki ülke arasında silahlı bir çatışmaya dönüşebileceği endişesini yansıtıyor. Ankete katılanların önemli bir kısmı, Mayıs 2021'de yaşanan ve binlerce düzensiz göçmenin Fas'tan Ceuta'ya geçişiyle sonuçlanan krizin ardından Fas'a yönelik algının olumsuzlaştığını gösteriyor.
Ceuta krizi ve arka planı
Ceuta, İspanya'nın Kuzey Afrika kıyısındaki iki özerk şehrinden biri. Mayıs 2021'de, Fas'ın göçmenlere yönelik sınır kontrollerini gevşetmesiyle yaklaşık 8 bin kişi Ceuta'ya geçmişti. Bu olay, İspanya ile Fas arasında diplomatik bir krize yol açmıştı. İspanya hükümeti, Fas'ı göçü silah olarak kullanmakla suçlamış, Fas ise Batı Sahra konusundaki tutumundan dolayı İspanya'yı eleştirmişti. Kriz, İspanya'nın Batı Sahra'daki bağımsızlık yanlısı Polisario Cephesi liderini tedavi için kabul etmesinin ardından patlak vermişti.
POLITICO'nun anketine göre, İspanyolların yüzde 75'i Fas'ı toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak görüyor. Bu oran, özellikle son yıllarda artan göç baskısı ve Fas'ın askeri modernizasyonuyla birlikte yükselişe geçmiş durumda. Ankete katılanların önemli bir bölümü, hükümetin Fas'a karşı daha sert bir tutum takınması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca, halkın önemli bir kısmı olası bir silahlı çatışma senaryosundan endişe duyuyor. Bu endişe, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimlerin yanı sıra, Fas'ın son yıllarda savunma alanında attığı adımlarla da ilgili.
Bölgesel ve küresel boyut
İspanya ile Fas arasındaki gerilim, sadece ikili ilişkilerle sınırlı değil. Fas, Avrupa Birliği için önemli bir ortak ve göç kontrolünde kilit bir aktör. Ancak, Batı Sahra sorunu ve göç meselesi, AB içinde de farklı tutumlara yol açıyor. İspanya'nın Fas'a yönelik algısındaki bu sertleşme, AB'nin Kuzey Afrika politikasını da etkileyebilir. Özellikle, AB'nin Fas ile imzaladığı balıkçılık ve tarım anlaşmaları, Batı Sahra'daki insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştiriliyor. İspanya'daki kamuoyu baskısı, Madrid'in Brüksel nezdinde daha sert bir tutum izlemesine yol açabilir.
Öte yandan, Fas'ın son yıllarda ABD ve İsrail ile yakınlaşması, bölgesel dengeleri değiştiriyor. Fas, 2020'de ABD'nin arabuluculuğuyla İsrail ile ilişkilerini normalleştirmiş ve karşılığında ABD'nin Batı Sahra konusundaki tutumunu yumuşatmasını sağlamıştı. Bu gelişme, İspanya'nın bölgedeki konumunu zayıflatmış olabilir. Ayrıca, Fas'ın askeri harcamalarını artırması ve modern silahlar edinmesi, İspanya'da güvenlik endişelerini körüklüyor.
Anket sonuçları, İspanya'da Fas'a yönelik algının giderek olumsuzlaştığını ve halkın olası bir çatışma konusunda endişeli olduğunu gösteriyor. Bu durum, İspanyol hükümetinin dış politikasında Fas'a karşı daha temkinli bir yaklaşım benimsemesine neden olabilir. Ancak, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler de göz önüne alındığında, tam bir kopuş beklenmiyor. Yine de, kamuoyundaki bu eğilim, gelecekteki diplomatik müzakerelerde İspanya'nın elini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İspanya ile Fas arasındaki gerilim, Akdeniz'in batısında istikrarsızlık riskini artırıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer şekilde deniz yetki alanı ve kıta sahanlığı sorunları yaşadığı için bu tür gelişmeleri yakından izliyor. Fas'ın askeri modernizasyonu ve ABD ile yakınlaşması, bölgesel dengeleri değiştirebilir. Türkiye, Kuzey Afrika'da Libya ve Cezayir gibi ülkelerle ilişkilerini geliştirirken, Fas ile de diyaloğunu sürdürüyor. İspanya'nın Fas'a yönelik sertleşen tutumu, AB'nin Kuzey Afrika politikasını etkileyebilir ve Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve siyasi çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, göç konusunda işbirliği ve istikrar, Türkiye'nin de öncelikleri arasında.