Avrupa Birliği liderleri, Rusya'ya karşı daha sert bir tutum izlenmesi çağrısında bulunurken, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Moskova'ya yönelik baskıyı azaltması, Ukrayna savaşının sona erdirilmesi konusunda transatlantik ittifakta derin bir ayrılığın ortaya çıkmasına neden oldu. Brüksel'de bir araya gelen AB devlet ve hükümet başkanları, Rusya'nın Ukrayna'daki işgalini sonlandırması için yeni ekonomik ve diplomatik yaptırımların kaçınılmaz olduğunu vurgularken, Washington'un son haftalarda attığı adımlar Avrupa başkentlerinde rahatsızlıkla karşılandı.
Gelişmenin arka planı: AB'nin yeni yaptırım paketi ve Washington'un farklılaşan tutumu
AB yetkilileri, Moskova'nın savaş finansmanını zayıflatmak amacıyla enerji, finans ve teknoloji sektörlerini hedef alan yeni bir yaptırım paketi üzerinde çalışıyor.Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı taslakta, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatın sıkılaştırılması, ikincil yaptırımlar yoluyla Rusya'ya mal tedarik eden üçüncü ülke şirketlerinin cezalandırılması ve dondurulmuş Rus merkez bankası varlıklarından elde edilen gelirlerin Ukrayna'ya aktarılması gibi maddeler yer alıyor. Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, "Rusya'nın saldırganlığını finanse eden her kanalı kapatmalıyız" diyerek üye ülkelere birlik çağrısı yaptı. Ancak ABD'nin tutumu, bu çabaları gölgeliyor. Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana Rusya'ya yönelik yaptırımların bir kısmını gözden geçirirken, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü geçtiğimiz günlerde "mevcut yaptırımların etkinliğini değerlendiriyoruz; Amerikan iş dünyasının çıkarlarını korumak önceliğimiz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Avrupa'da ABD'nin Rusya'ya karşı cepheden çekilebileceği endişesini güçlendirdi.
ABD'nin eski Başkanı Joe Biden döneminde uygulanan ve Avrupa ile koordineli yürütülen yaptırım politikası, Trump'ın ikinci döneminde belirgin bir gevşeme sinyali veriyor. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, "Rusya ile diyaloğun sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz; ancak Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne bağlılığımız sürüyor" denilse de, Avrupalı diplomatlar bu söylemin pratikte yaptırımların yavaşlatılması anlamına geldiğini düşünüyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Atlantik'in iki yakası arasında stratejik bir uyumsuzluk var. Avrupa, kendi güvenliği için harekete geçmek zorunda" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Ukrayna savaşında yeni denklem
Transatlantik ayrılık, Ukrayna savaşının gidişatını doğrudan etkiliyor. AB, Ukrayna'ya askeri yardımı artırma ve Rusya'ya karşı "savaş ekonomisi" yaptırımlarını genişletme konusunda kararlı görünürken, ABD'nin tutumu Kiev'in en büyük askeri destekçisi konumundaki Washington ile Avrupa arasında güven kaybına yol açıyor. NATO içinde de yankılanan bu ayrılık, ittifakın doğu kanadındaki ülkeleri endişelendiriyor. Polonya ve Baltık ülkeleri, ABD'nin Avrupa güvenliğinden uzaklaşabileceği korkusuyla savunma harcamalarını artırma ve AB içinde ortak savunma projelerine hız verme çağrısı yapıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise "Avrupa'nın stratejik özerkliği" söylemini yeniden gündeme getirerek, ABD'ye bağımlılığın azaltılması gerektiğini savunuyor. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, ABD ile diyaloğun sürmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, Avrupa'nın kendi yaptırım mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini kabul ediyor.
Küresel düzeyde ise bu ayrılık, Rusya'nın elini güçlendirebilir. Moskova, Batı'nın birlik içinde olmadığı mesajını yayarak, yaptırımların etkisini hafifletmeye çalışıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sözcüsü Dmitri Peskov, "ABD ile Avrupa arasındaki çatlak, Rusya'nın pozisyonunu güçlendiriyor" ifadelerini kullandı. Öte yandan AB, yaptırımların delinmesini önlemek için Çin ve Hindistan gibi ülkelere yönelik baskıyı artırmayı planlıyor. Ancak bu ülkelerin Rusya ile ticaretini sürdürmesi, yaptırımların etkinliğini sorgulatıyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlık, Avrupa ekonomisi üzerinde baskı oluştururken, AB'nin yeni yaptırımlarının kendi ekonomisine verebileceği zarar da tartışılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa ve ABD arasındaki bu ayrılık, Türkiye'nin jeopolitik konumunu ve denge politikasını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk rolü üstlenmiş, tahıl koridoru anlaşması gibi kritik girişimlerde bulunmuştu. Batı ittifakı içindeki çatlak, Ankara'nın manevra alanını genişletebilir; ancak aynı zamanda Türkiye'nin enerji bağımlılığı ve ticari ilişkileri nedeniyle temkinli olmasını gerektiriyor. AB'nin yeni yaptırımlarının Türk şirketlerini etkileme riski ve ABD'nin tutumundaki belirsizlik, Türk dış politikası için önemli bir sınav olacak. Türkiye'nin NATO içindeki rolü ve Karadeniz güvenliği açısından gelişmeler yakından izlenmeli.