İspanya'nın sınırdışı ettiği üst düzey bir Afgan diplomat, ABD'nin göçmenlik gözaltı merkezinde bir yılı aşkın süredir alıkonuluyor. Raheem Peerzada, 2023 yılında İspanya tarafından sınırdışı edildikten sonra ABD'ye gitmek üzere yola çıktı ancak Amerikan yetkilileri tarafından New York'taki John F. Kennedy Havalimanı'nda durduruldu. O günden bu yana, Peerzada'nın hukuki mücadelesi sürerken, diplomatik dokunulmazlık ve uluslararası hukukun sınırları yeniden tartışmaya açıldı.
Olayın arka planı: Diplomatik kriz ve sınırdışı
Raheem Peerzada, Afganistan'ın eski hükümeti döneminde görev yapmış bir diplomattı. 2021'de Taliban'ın yönetimi ele geçirmesinin ardından birçok Afgan diplomat gibi Peerzada da görevini sürdürmekte zorlandı. İspanya'da bulunduğu sırada, Madrid yönetimi tarafından 'istenmeyen kişi' ilan edilerek sınırdışı edildi. İspanya, bu kararın gerekçesi olarak Peerzada'nın diplomatik statüsünün sona erdiğini ve ülkede yasa dışı bulunduğunu öne sürdü. Ancak Peerzada'nın avukatları, müvekkillerinin hala diplomatik pasaporta sahip olduğunu ve uluslararası hukuka göre dokunulmazlığının devam ettiğini savunuyor. Sınırdışı edildikten sonra ABD'ye girmeye çalışan Peerzada, Amerikan makamlarınca 'vize ihlali' gerekçesiyle gözaltına alındı. Peerzada'nın ABD'deki gözaltı süreci, hem insani hem de hukuki boyutlarıyla dikkat çekiyor.
Peerzada'nın eşi ve çocukları, ABD'de yaşamını sürdürüyor ve kendisinin de ailesine katılmak üzere yola çıktığı belirtiliyor. Gözaltı kararı, aile birleşimi hakkı ve mülteci statüsü açısından da tartışma yaratıyor. Peerzada'nın avukatları, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) yetkililerinin müvekkillerine karşı 'keyfi ve hukuka aykırı' bir muamelede bulunduğunu iddia ediyor. ABD'deki bazı sivil toplum kuruluşları, Peerzada'nın serbest bırakılması için kampanya başlatmış durumda. Ancak Amerikan makamları, konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Taliban sonrası diplomatik kaos
Raheem Peerzada'nın durumu, Taliban'ın Afganistan'da yeniden iktidara gelmesinin ardından yaşanan diplomatik karmaşanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. 2021'den bu yana, birçok ülke Afgan diplomatların statüsünü tanımazken, eski hükümet bürokratları uluslararası koruma arayışında. İspanya'nın sınırdışı kararı ve ABD'nin gözaltı uygulaması, bu belirsizlik ortamında diplomatik dokunulmazlığın ne kadar geçerli olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Uluslararası hukuk uzmanları, Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi'nin, diplomatların görevlerinin sona ermesinden sonra bile belirli bir süre dokunulmazlık sağladığını hatırlatıyor. Ancak uygulamada, özellikle tanınmayan hükümetlerin atadığı diplomatların statüsü sık sık tartışma konusu oluyor.
Peerzada'nın davası, sadece bireysel bir hukuk sorunu olmanın ötesinde, küresel göç yönetimi ve insan hakları açısından da önem taşıyor. Afganistan'daki istikrarsızlık, binlerce kişinin ülkelerini terk etmesine yol açarken, diplomatik kimliklerini kaybeden eski görevlilerin durumu özellikle kırılgan bir grup oluşturuyor. ABD'nin bu tür vakalarda takındığı tutum, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir. Aynı zamanda, İspanya ve ABD arasındaki adli işbirliğinin sınırları da bu olayda test ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'daki gelişmeleri yakından izleyen bir ülke olarak, bu tür diplomatik krizlerden doğrudan etkilenebilir. Özellikle Ankara, Taliban yönetimiyle ilişkilerini sürdürürken, eski Afgan hükümet yetkililerine ev sahipliği yapma konusunda hassas bir denge kurmak zorunda. Peerzada vakası, diplomatik dokunulmazlığın sınırlarına ilişkin uluslararası hukuktaki boşlukları gösteriyor. Türkiye'nin, benzer durumdaki Afgan diplomatlara karşı izleyeceği politika, hem ikili ilişkiler hem de uluslararası hukuk açısından belirleyici olabilir. Ayrıca, ABD'nin bu konudaki tutumu, Türkiye'nin ABD ile yürüttüğü diplomatik müzakerelerde de dolaylı olarak etkili olabilir.