İspanya hükümeti, Kuzey Afrika'daki İspanyol yerleşkesi Ceuta'ya geçen hafta giren yaklaşık 50 bin göçmenin tamamının Fas'a geri döndüğünü duyurdu. İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, perşembe günü yaptığı açıklamada, "Ceuta'da kalan göçmen sayısı sıfırlandı" dedi. Bu gelişme, 17-18 Mayıs tarihlerinde binlerce kişinin yüzerek veya sınır kapısından geçerek yerleşkeye girmesiyle başlayan ve iki ülke arasında diplomatik krize yol açan olayların ardından geldi.
Krizin arka planı: Göç dalgası ve diplomatik gerilim
Geçen hafta, Fas'ın kuzeyindeki Fnideq kentinden yüzlerce kişi, deniz yoluyla Ceuta'ya ulaşmaya çalıştı. Sahil güvenlik ekipleri ve polis, göçmenleri durdurmak için müdahale etti, ancak birçoğu İspanyol topraklarına girmeyi başardı. İspanyol yetkililer, 17 Mayıs'ta yaklaşık 8 bin kişinin yasadışı yollardan Ceuta'ya geçtiğini, toplamda ise 50 bine yakın kişinin yerleşkeye giriş yaptığını bildirdi. Bu sayı, 2015'teki Avrupa mülteci krizinden bu yana en büyük göç hareketlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Göçmenlerin büyük çoğunluğu Fas vatandaşıydı. İspanya, Fas'la işbirliği yaparak düzensiz göçmenleri hızla geri gönderdi. İçişleri Bakanı Marlaska, "Göçmenlerin tamamı Fas'a iade edildi" ifadelerini kullandı. Ancak bu süreçte, insan hakları örgütleri, özellikle refakatsiz çocukların durumuna dikkat çekti. Save the Children, 900'den fazla refakatsiz çocuğun Ceuta'da kaldığını ve bunların bir kısmının Fas'a gönderilmesinin endişe verici olduğunu açıkladı.
Bölgesel boyut: İki ülke arasındaki kriz ve AB'nin tutumu
Göç dalgası, İspanya ile Fas arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da kötüleştirdi. Fas, Batı Sahra konusundaki tutumu nedeniyle İspanya'yı protesto etmek için sınır kontrollerini gevşetmişti. İspanya hükümeti, Fas'ın bu göçü bir koz olarak kullandığını öne sürdü. Başbakan Pedro Sánchez, Madrid'in Fas ile diyaloğa hazır olduğunu ancak sınır güvenliğinin sağlanmasının öncelik olduğunu belirtti.
Avrupa Birliği, İspanya'ya destek verdi. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Ceuta sınırı, AB'nin dış sınırıdır. Bu sınırın korunması kolektif bir sorumluluktur" açıklamasında bulundu. Ancak Fas yönetimi, göçmenlerin geri kabulü konusunda ikili anlaşmaların güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Fas İçişleri Bakanı Abdelouafi Laftit, "Ceuta ve Melilla'daki düzensiz göç, iki ülkenin ortak sorunudur; bu sorunu kökten çözmek için ekonomik ve sosyal kalkınma şart" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ceuta krizi, Avrupa'nın dış sınırlarında yaşanan göç baskısının ve sınır güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Türkiye, 2016'daki göç anlaşması kapsamında AB ile benzer bir sınır yönetimi işbirliği yürütüyor. Bu kriz, AB'nin göç konusunda üçüncü ülkelere bağımlılığını ve sınır dışı işbirliklerinin stratejik önemini ortaya koyuyor. Türkiye'nin de benzer bir göç baskısı altında olduğu düşünüldüğünde, AB'nin göç yükünü paylaşma konusundaki isteksizliği, Ankara ile Brüksel arasındaki müzakerelerde Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ayrıca, bu olay, uluslararası hukukta geri gönderme yasağı ve insan hakları ihlalleri tartışmalarını da beraberinde getiriyor; bu da Türkiye'nin sınır politikalarını şekillendirirken dikkate alması gereken bir husus.