İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği, İsrail'in Gazze Şeridi'nden Filistinlileri zorla çıkarma planlarını sert bir dille kınadı. Ortak açıklamada, bu planların ABD'nin bölgedeki barış girişimlerini ciddi şekilde tehlikeye attığı vurgulandı. İsrail'in niyeti, Filistinlileri komşu ülkelere sürgün etmek olarak yorumlanıyor ve bu, 1948'den bu yana en büyük yerinden edilme krizi uyarılarını beraberinde getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail hükümeti, Gazze'deki askeri operasyonların ardından bölgeden Filistinlilerin çıkarılmasına yönelik adımlarını hızlandırdı. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Gazze'nin güneyinde "güvenli bölgeler" oluşturulacağını ancak bu bölgelerin kalıcı olmayacağını belirtti. Uluslararası hukukçular, bu tür planların Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini ifade ediyor.
Filistin Yönetimi, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler, Filistinlilerin Sina Yarımadası'na veya Ürdün'e sürülmesine kesinlikle karşı olduklarını açıkladı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, "Filistin davasının tasfiyesine asla izin vermeyeceğiz" diyerek plana rest çekti.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiğinden bu yana Ortadoğu'da kapsamlı bir barış planı üzerinde çalışıyor. Ancak İsrail'in tek taraflı eylemleri, bu planın uygulanabilirliğini sorgulatıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "İsrail'in güvenliği bizim için öncelikli, ancak Filistinlilerin yerinden edilmesi kabul edilemez" denildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İslam İşbirliği Teşkilatı, 57 üye ülkeyle İslam dünyasının en geniş temsilcisi konumunda. Teşkilat, acil toplantı düzenleyerek İsrail'in planlarını görüştü ve ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride, "İsrail'in Gazze'den Filistinlileri çıkarma girişimi, bölgesel istikrarı bozacak ve iki devletli çözümü imkânsız hale getirecektir" ifadeleri yer aldı. Arap Birliği de benzer bir açıklama yaparak, İsrail'e yönelik yaptırım çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden bu planı, AB tarafından tanınmayacaktır" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise, "Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi, uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturur" uyarısında bulundu.
İsrail'in planları, sadece bölgesel değil küresel dengeleri de etkiliyor. Trump yönetiminin arabuluculuğuyla imzalanan İbrahim Anlaşmaları, Arap ülkeleriyle İsrail arasındaki ilişkileri normalleştirmişti. Ancak Gazze'deki bu son gelişme, anlaşmaların geleceğini tehlikeye atıyor. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn gibi ülkeler, İsrail'in tutumunu "kırmızı çizgi" olarak nitelendirdi.
Uzmanlar, İsrail'in Gazze'den çekilme planının aslında tam bir çıkarma değil, Filistinlileri Mısır sınırına sıkıştırma stratejisi olduğunu belirtiyor. Bu durum, Mısır'ın güvenlik endişelerini artırırken, Sina'da zaten var olan terör tehdidiyle birleştiğinde bölgesel bir krize dönüşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını her zaman desteklemiş ve İsrail'in Gazze politikalarını sert bir şekilde eleştirmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in Gazze'de soykırım uyguladığını" söyleyerek, uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırmıştı. Bu son gelişme, Türkiye'nin bölgesel liderlik iddiasını güçlendirebilir. Türkiye, İslam İşbirliği Teşkilatı içinde aktif bir rol üstlenerek, ortak bildirinin hazırlanmasında etkili oldu. Ayrıca, Mısır ve Ürdün ile yapılan istişareler, Türkiye'nin arabuluculuk potansiyelini artırıyor. Ancak, ABD ile ilişkilerde yeni bir gerilim riski var; zira Türkiye, Trump yönetiminin İsrail'e verdiği desteği açıkça eleştiriyor. Ekonomik açıdan, bölgedeki istikrarsızlık enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir.