Viyana — Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın ABD ile planlanan nükleer işbirliği anlaşması kapsamında, IAEA'ya daha geniş denetim yetkileri tanımaya hazırlandığını ancak bu adımın Ek Protokol'ün tam olarak imzalanması anlamına gelmediğini söyledi. Grossi, Viyana'daki IAEA merkezinde gazetecilere verdiği demeçte, Riyad'ın bazı noktalarda Ek Protokol'e yakın düzenlemeler üzerinde çalıştığını belirtti.
Nükleer Anlaşmanın Arka Planı
ABD ile Suudi Arabistan arasında müzakere edilen sivil nükleer işbirliği anlaşması, Riyad'ın nükleer enerji programını geliştirmesini ve ABD'den nükleer teknoloji transferini içeriyor. Ancak bu anlaşmanın en tartışmalı unsuru, Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirme ve yeniden işleme faaliyetlerinde bulunup bulunamayacağı. ABD yönetimi, Suudi Arabistan'ın nükleer silah edinme potansiyelini sınırlamak için sıkı denetim mekanizmaları talep ediyor. IAEA'nın Ek Protokolü, ajansa herhangi bir ülkedeki tüm nükleer tesislere habersiz denetim yapma yetkisi veriyor ve nükleer programın askeri amaçlarla kullanılmadığını doğrulamak için geniş kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Grossi, Suudi Arabistan'ın Ek Protokol'ü tam olarak imzalamasa da, bazı hükümlerini kabul edebileceğini ima etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'ın nükleer programı, Orta Doğu'da nükleer silahlanma yarışı endişelerini beraberinde getiriyor. İsrail'in zaten nükleer silahlara sahip olduğu bilinirken, İran'ın nükleer programı uluslararası toplumun uzun süredir gündeminde. Suudi Arabistan'ın nükleer kapasite edinmesi durumunda, bölgede yeni bir gerilim hattı oluşabilir. ABD'nin Suudi Arabistan ile yürüttüğü müzakereler, aynı zamanda İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme süreciyle de bağlantılı. Riyad, nükleer işbirliği karşılığında İsrail ile ilişkilerini normalleştirme konusunda adımlar atabilir. Ancak bu durum, Filistin meselesi ve bölgesel dengeler açısından hassas bir denge gerektiriyor. IAEA'nın denetim yetkilerinin genişletilmesi, Suudi Arabistan'ın şeffaflık konusundaki istekliliğini gösterse de, Ek Protokol'ün tam olarak imzalanmaması, uluslararası toplumda bazı endişelere yol açabilir. Grossi'nin açıklamaları, Suudi Arabistan'ın nükleer programını meşrulaştırma çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın nükleer programında IAEA denetimlerini genişletme adımı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, Orta Doğu'da nükleer silahlanmanın önlenmesi ve bölgesel istikrarın korunması politikasını destekliyor. Suudi Arabistan'ın nükleer kapasitesinin şeffaf ve barışçıl amaçlarla sınırlı kalması, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına hizmet eder. Ayrıca, Türkiye kendi sivil nükleer programını geliştirirken, bölgesel bir nükleer yarışın önlenmesi için diplomatik çabalarını sürdürmesi gerekiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin IAEA ile işbirliğini ve nükleer güvenlik standartlarını güçlendirme çabalarını da dolaylı olarak etkileyebilir.