İskoçya'da uyuşturucu kaynaklı ölümler 2025 yılında bir önceki yıla göre 116 kişi artarak yüzde 11 oranında yükseldi. Bu artışla birlikte son on yılda uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybedenlerin toplam sayısı 11 bini aştı. Ülke, Avrupa'nın en yüksek uyuşturucu ölüm oranına sahip ülkesi olma unvanını koruyor.
On Yılda 11 Bin Ölüm: Krizin Boyutları
İskoçya'nın uyuşturucu krizi, yıllardır ülkenin en ciddi halk sağlığı sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. 2025 yılındaki 116 kişilik artış, son on yılda toplam ölüm sayısını 11 binin üzerine taşıdı. Bu rakam, İskoçya'nın nüfusuna oranla Avrupa'da eşi benzeri olmayan bir tabloya işaret ediyor. Ülkedeki uyuşturucu ölüm oranı, Avrupa Birliği ortalamasının birkaç katı seviyesinde seyrediyor.
Uzmanlar, İskoçya'daki yüksek ölüm oranlarının arkasında bir dizi yapısal faktörün bulunduğunu belirtiyor. Yoksulluk, sosyoekonomik eşitsizlikler, ruh sağlığı hizmetlerine erişimdeki zorluklar ve özellikle son yıllarda artan sentetik opioid kullanımı bu faktörler arasında gösteriliyor. Ayrıca, İskoçya'nın geniş kırsal bölgelerinde sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olması, acil müdahale gerektiren durumlarda ölüm riskini artırıyor.
İskoç hükümeti, sorunla mücadele için çeşitli politikalar yürürlüğe koymuş durumda. Bunlar arasında, uyuşturucu bağımlıları için zarar azaltma programları, nalokson dağıtımı ve bağımlılık tedavi merkezlerinin güçlendirilmesi yer alıyor. Ancak bu çabalar, ölüm oranlarındaki artışı durdurmaya yetmiyor. Muhalefet partileri ve sağlık kuruluşları, hükümetin daha radikal adımlar atması gerektiğini savunuyor. Özellikle, uyuşturucu kullanımının suç olmaktan çıkarılması ve güvenli tüketim odalarının açılması gibi tartışmalı öneriler gündemde.
Avrupa'da ve Dünyada Yükselen Bir Sorun
İskoçya'daki durum, aslında küresel bir sorunun en çarpıcı örneklerinden biri. Sentetik opioidlerin, özellikle fentanilin yaygınlaşması, dünya genelinde uyuşturucu ölümlerini artırıyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde yıllardır süren opioid krizi, Kanada'da da benzer bir seyir izliyor. Avrupa'da ise İskoçya, bu alanda en kötü performansı gösteren ülke konumunda. İngiltere'nin diğer bölgeleri ve İrlanda da artan uyuşturucu ölümleriyle mücadele ediyor.
Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) verilerine göre, Avrupa genelinde uyuşturucu kaynaklı ölümler son on yılda istikrarlı bir artış gösterdi. Ancak İskoçya'daki oran, diğer ülkelerin çok üzerinde. Bu fark, İskoçya'nın sosyoekonomik koşulları, sağlık sistemi ve uyuşturucu politikalarındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. Örneğin, Portekiz'de uyuşturucu kullanımının suç olmaktan çıkarılması ve tedavi odaklı yaklaşım, ölüm oranlarını önemli ölçüde düşürmüştü. İskoçya'da ise benzer bir model henüz tam olarak uygulanmadı.
Küresel uyuşturucu ticareti ve organize suç ağları da sorunu derinleştiriyor. İskoçya'ya yönelik uyuşturucu sevkiyatı, genellikle Batı Afrika ve Latin Amerika üzerinden gerçekleşiyor. Pandemi sonrası dönemde tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve artan talep, fiyatları ve saflık oranlarını etkileyerek ölüm riskini artırdı. Ayrıca, yoksulluk ve işsizlik gibi faktörler, genç nüfus arasında uyuşturucu kullanımını teşvik ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İskoçya'daki uyuşturucu krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, küresel uyuşturucu ticareti ve bağımlılıkla mücadele açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle Asya ve Avrupa arasındaki uyuşturucu kaçakçılığı güzergâhlarında kritik bir transit ülke konumunda. Bu nedenle, Avrupa'daki talep artışı ve sentetik uyuşturucu trendleri, Türkiye'nin güvenlik ve kamu sağlığı politikalarını da yakından ilgilendiriyor. İskoçya örneği, zarar azaltma ve tedavi odaklı yaklaşımların önemini gösterirken, Türkiye'nin önleyici politikalarını güçlendirmesi ve bölgesel işbirliğini artırması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelede uluslararası işbirliği ve veri paylaşımı, Türkiye için stratejik bir öncelik olmalı.