İşgal altındaki Batı Şeria'da, Beytüllahim'in güneydoğusunda bulunan Al-Maniya köyü yakınlarındaki bir yerleşim karakolunda, İsrailli yerleşimciler tarafından altyapı çalışmaları başlatıldı. Filistinli yerel yetkililer, bu gelişmeyi kınayarak, İsrail'in bölgedeki yasa dışı yerleşim faaliyetlerini artırdığına dikkat çekti. Al-Maniya Köy Konseyi Başkanı Ahmed Kawazba, Pazar günü yaptığı açıklamada, iş makinelerinin karakol bölgesinde yol ve temel kazma çalışmalarına başladığını doğruladı. Bu adım, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen yerleşimlerin genişletilmesi yönünde atılmış en son adım olarak değerlendiriliyor.
Altyapı Çalışmaları ve Filistinli Yetkililerin Tepkisi
Ahmed Kawazba, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, yerleşimcilerin karakol bölgesinde yol yapımı ve temel kazma faaliyetlerine başladığını belirtti. Kawazba, "Bu çalışmalar, işgal altındaki topraklarımızda yeni bir yerleşim birimi oluşturma girişimidir. Uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalması, İsrail'i cesaretlendirmektedir" dedi. Ayrıca, bölgedeki Filistinli çobanların ve çiftçilerin, yerleşimcilerin artan saldırıları nedeniyle topraklarına erişimde zorluk yaşadığını ifade etti.
İsrail yerleşimcileri, özellikle son yıllarda Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde yeni karakollar kurarak, Filistin topraklarını ilhak etmeye yönelik adımlarını hızlandırmış durumda. Bu karakollar, genellikle İsrail hükümetinin resmi onayı olmadan kuruluyor ancak yetkililer tarafından göz yumuluyor. Birleşmiş Milletler ve birçok ülke, bu yerleşimlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözümü baltaladığını defalarca dile getirmiştir.
Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nabil Ebu Rudeine, yaptığı yazılı açıklamada, "İsrail'in bu tarz tek taraflı adımları, barış sürecine yönelik ciddi bir tehdittir. Uluslararası toplum, İsrail'i bu yasa dışı faaliyetleri durdurmak için harekete geçirmelidir" ifadelerini kullandı. Ebu Rudeine ayrıca, Filistin halkının topraklarına yönelik bu saldırılara karşı direnişini sürdüreceğini vurguladı.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
Bu olay, özellikle ABD'nin yeni yönetiminin Orta Doğu politikalarının şekillendiği bir dönemde yaşanıyor. Joe Biden yönetimi, İsrail'in yerleşim faaliyetlerine karşı önceki yönetime göre daha eleştirel bir tutum sergiliyor. Ancak şu ana kadar somut bir yaptırım kararı alınmış değil. Avrupa Birliği ise yerleşimlerin yasa dışı olduğunu yineleyerek, İsrail'i bu politikasından vazgeçmeye çağırıyor.
Bölgedeki Filistinli gruplar ise bu tür tek taraflı adımların, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması umutlarını zayıflattığını belirtiyor. İsrail'in yerleşim politikası, BM Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da dahil olmak üzere birçok uluslararası karara açıkça aykırılık teşkil ediyor.
Al-Maniya köyü, Beytüllahim'in güneydoğusunda, Ölü Deniz'in batısında yer alıyor. Bu bölge, Batı Şeria'nın "C" bölgesi olarak adlandırılan ve İsrail'in tam kontrolünde olan kısmında bulunuyor. Oslo Anlaşmaları'na göre, bu bölge geçici olarak İsrail askeri kontrolüne bırakılmıştı, ancak Filistinliler burada yaşamaya devam ediyor.
Filistin resmi haber ajansı WAFA'ya göre, işgal altındaki Batı Şeria'da şu anda 700 binden fazla İsrailli yerleşimci, 160'tan fazla yerleşimde ve yaklaşık 120 karakolda yaşıyor. Bu sayılar, 1967'den bu yana sürekli artış gösteriyor. Yerleşimlerin genişlemesi, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltıyor ve iki devletli çözümün uygulanabilirliğini her geçen gün azaltıyor.
İsrail hükümeti ise yerleşim faaliyetlerinin meşru olduğunu savunarak, tarihi ve dini bağları gerekçe gösteriyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümeti, özellikle aşırı sağcı partilerin etkisiyle yerleşimlere verdiği desteği artırmış durumda. Bu durum, barış müzakerelerinin yeniden başlatılması umutlarını zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in yerleşim politikalarını kınayan bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin bölgesel politikasını etkileyen önemli gelişmeler arasında yer alıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Filistin topraklarının işgaline karşı çıkarken, Kudüs'ün statüsünün korunması ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Al-Maniya'daki bu son gelişme, Türkiye'nin Filistin yönetimiyle olan dayanışmasını güçlendirebilir ve Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetleri ve Filistinlilere yönelik desteği devam ederken, bu tür ihlaller Türk kamuoyunda da tepkiyle karşılanmakta ve hükümetin Orta Doğu politikasını şekillendirmesinde etkili olmaktadır. Bölgesel güç dengeleri açısından bakıldığında, bu olay Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutarlı duruşunu bir kez daha ortaya koyma fırsatı sunmaktadır.