İngiltere'de İşçi Partisi'nin eski lideri Jeremy Corbyn, ülkesinin Gazze'de İsrail tarafından işlenen soykırımda suç ortaklığı yaptığı iddialarını araştırmak üzere hazırladığı yasa teklifini Avam Kamarası'nda yeniden sunmayı başardı. 2024 yılının başında ilk kez gündeme getirilen ancak hükümetin muhalefetiyle karşılaşarak geri çekilen teklif, bu kez sivil toplum örgütlerinin ve uluslararası hukuk uzmanlarının yoğun desteğini arkasına aldı. Corbyn, teklifinin Birleşik Krallık'ın uluslararası hukuka bağlılığını test edecek 'tarihi bir adım' olduğunu belirtti.
Gelişmenin arka planı: Soykırım iddiaları ve İngiltere'nin rolü
Jeremy Corbyn'in yeniden gündeme getirdiği yasa teklifi, İngiltere hükümetinin İsrail'e yönelik askeri ve diplomatik desteğinin Gazze'de işlenen soykırıma katkı sağlayıp sağlamadığını incelemeyi amaçlıyor. Teklif, özellikle İngiltere'nin İsrail'e sattığı silahların Gazze'deki sivil ölümlerinde kullanılması ve Birleşmiş Milletler'de İsrail aleyhindeki kararlara çekimser kalması gibi konulara odaklanıyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın, Güney Afrika'nın açtığı davada İsrail'in soykırım yapmış olabileceğine dair 'makul gerekçeler' bulunduğuna hükmetmesi, Corbyn'in teklifine hukuki dayanak sağlıyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığı ise daha önce yaptığı açıklamalarda, 'soykırım' suçlamasının yargısal değerlendirmeye tabi olduğunu ve hükümetin bu konuda tarafsız kalmaya çalıştığını savunmuştu. Ancak insan hakları örgütleri, hükümetin İsrail'e verdiği desteğin 'savaş suçlarına ortak olmak' anlamına geldiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İngiltere'de siyasi kriz mi, uluslararası hukuk sınavı mı?
Yasa teklifi, İngiltere'de iktidar ve muhalefet arasında derin görüş ayrılıklarına yol açtı. Başbakan Rishi Sunak liderliğindeki Muhafazakâr Parti hükümeti, teklifin 'ulusal güvenliği tehdit edeceği' ve 'İsrail ile müttefiklik ilişkilerini zedeleyeceği' gerekçesiyle karşı çıkıyor. Öte yandan, ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Keir Starmer, Corbyn'in teklifine mesafeli durarak partisinin 'İsrail'in güvenlik hakkını tanıdığını' ancak Gazze'deki insani krize çözüm arandığını belirtti. Bu tutum, İşçi Partisi içinde Corbyn yanlısı milletvekilleri ile ılımlı kanat arasında gerilim yaratıyor. Küresel düzeyde ise, eğer teklif yasalaşırsa İngiltere, İsrail'in Gazze operasyonlarını 'soykırım' olarak nitelendiren ve hukuki süreç başlatan ilk Batılı müttefik olacak. Bu durum, özellikle ABD ve Almanya'nın İsrail'e verdiği koşulsuz desteği sorgulayan ülkeler arasında örnek teşkil edebilir. Orta Doğu'da ise teklif, Filistin yönetimi ve Hamas tarafından memnuniyetle karşılandı; Filistinli yetkililer, İngiltere'nin 'tarihi sorumluluğunu üstlenmesi' çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından dolaylı da olsa önemli bir içerim taşımaktadır. Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında Filistin davasına verdiği geleneksel destek ve 2023 sonrası Gazze'deki sivil kayıplara yönelik sert eleştirileriyle bilinir. İngiltere'de soykırım suç ortaklığına dair bir yasa teklifinin ciddi şekilde tartışılması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin lehine yaptığı girişimlere hukuki bir zemin sağlayabilir. Özellikle Türkiye'nin, İsrail'e yönelik silah ambargosu ve insani yardım çağrıları, bu tür Batılı girişimlerle meşruiyet kazanabilir. Ayrıca, İngiltere gibi bir ülkenin soykırım suçlamasını ciddiye alması, Türkiye'nin de benzer konularda (örneğin, Doğu Akdeniz veya Kıbrıs meselesinde) uluslararası hukuka atıfta bulunan argümanlarını güçlendirebilir. Ancak, teklifin yasalaşması halinde İngiltere-Türkiye ilişkilerinde NATO müttefikliği çerçevesinde bir gerilim beklenmemektedir; zira Ankara, bu süreci daha çok diplomatik bir fırsat olarak görecektir.