İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 31 Mayıs 2025 Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında imzalanması planlanan mutabakat zaptının (memorandum of understanding) Lübnan dahil tüm cephelerdeki çatışmaları resmen sona erdireceğini duyurdu. Bakan Erakçi, Tahran'da düzenlenen basın toplantısında, belgenin aynı zamanda yaptırımların hafifletilmesi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel güvenlik konularında müzakerelerin başlatılması için zemin hazırlayacağını belirtti. Bu açıklama, İran ile ABD arasında yıllardır süren gerginliğin ardından diplomatik bir çözüm umutlarını yeniden canlandırdı.
Mutabakatın kapsamı ve müzakerelerin seyri
Bakan Erakçi, mutabakat zaptının henüz nihai halini almadığını, ancak ana hatlarıyla belirlendiğini ifade etti. Anlaşma metninin, Lübnan'daki Hizbullah'ın da dahil olduğu mevcut çatışma hatlarında ateşkes sağlanmasını öngördüğünü söyledi. "Savaş tüm cephelerde, özellikle Lübnan'da sona erecek. Bu mutabakat bölgesel istikrar için bir dönüm noktası olacak" dedi.
Mutabakatın ikinci ayağında ise İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi ele alınıyor. Erakçi, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması için bir takvim belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası endişelerin giderilmesi için yeni bir müzakere sürecinin başlatılması planlanıyor. Bakan, nükleer konunun Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimleri çerçevesinde şeffaf bir şekilde ele alınacağını belirtti.
Üçüncü başlık ise bölgesel güvenlik düzenlemeleri. Erakçi, Yemen'deki Husiler, Suriye'deki İran destekli gruplar ve Irak'taki milis güçlerinin de bu kapsamda değerlendirileceğini ima etti. Ancak net bir takvim veya somut adım açıklamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da yıllardır süren vekalet savaşlarının sona ermesi bakımından kritik önem taşıyor. İran'ın ABD ile doğrudan bir mutabakata varması, Suudi Arabistan, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin de pozisyonlarını etkileyecek. Özellikle Lübnan'da Hizbullah'ın rolü, İsrail'in kuzey sınırındaki tehdit algısını değiştirebilir.
ABD tarafından henüz resmi bir açıklama gelmezken, diplomatik kaynaklar müzakerelerin Umman ve Katar arabuluculuğunda ilerlediğini bildiriyor. Eğer anlaşma sağlanırsa, bu 1979 İran Devrimi'nden bu yana iki ülke arasındaki en kapsamlı diplomatik adım olacak. Öte yandan, İran'ın nükleer programı ve balistik füze kapasitesi konusunda ABD'nin taviz vermesi beklenmiyor.
Rusya ve Çin'in de süreci yakından izlediği, ancak doğrudan müdahil olmadığı belirtiliyor. Avrupa Birliği ise yaptırımların hafifletilmesi ve insani yardım koridorlarının açılması konusunda olumlu bir adım olarak değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran-ABD mutabakatını bölgesel istikrar açısından olumlu bir adım olarak görebilir. Ancak anlaşmanın kapsamı, Suriye ve Irak'taki İran nüfuzunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye'nin, İran'ın desteklediği grupların (örneğin Suriye'deki rejim yanlısı milisler) geleceği konusunda endişeleri bulunuyor. Ayrıca, yaptırımların hafifletilmesi İran'la ticaret hacmini artırabilir, bu da Türkiye ekonomisi için bir fırsat yaratabilir. Öte yandan, ABD ile İran arasında sağlanacak bir yumuşama, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkasya politikalarında daha fazla hareket alanı sağlayabilir. Ancak anlaşmanın uygulanması ve tarafların taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceği izlenmeli.