İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, Tahran yönetiminin ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planına ilişkin hiçbir öneriyi, İran'ın görüş ve çıkarları dikkate alınmadığı sürece nihai olarak kabul etmeyeceğini açıkladı. Yetkili, bir mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran'ın yurtdışında dondurulmuş varlıklarının yüzde 50'sinin derhal kullanıma açılması gerektiğini vurguladı. Açıklama, Trump yönetiminin Tahran'la diplomatik bir çözüm arayışına girdiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı: Dondurulmuş varlıklar ve nükleer müzakereler
İran'ın dondurulmuş varlıkları, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesinin ardından uyguladığı yaptırımlar kapsamında bloke edilmişti. Tahran, bu varlıkların yaklaşık 100 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, görüşmelerde İran'ın çıkarlarının tam olarak korunması gerektiğini belirterek, "Hiçbir öneri, İran'ın görüşleri ve çıkarları dikkate alınmadan nihai olamaz" dedi. Özellikle petrol ihracatı ve bankacılık işlemlerindeki kısıtlamaların kaldırılması, Tahran'ın öncelikleri arasında yer alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Trump yönetiminin diplomatik manevraları
Trump yönetimi, İran'la doğrudan müzakerelere sıcak bakmadığını defalarca dile getirse de, son dönemde Basra Körfezi'ndeki gerilimi azaltmak için dolaylı temasları artırdı. ABD'nin İran Özel Temsilcisi, Tahran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması ve bölgedeki vekil güçlere desteğini kesmesi karşılığında yaptırımların hafifletilebileceğini sinyalini verdi. Ancak İran, nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ederken, füze kapasitesi ve bölgesel nüfuzundan taviz vermeyeceğini vurguluyor. Bu durum, dolaylı görüşmelerin ilerlemesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ithalatı ve komşusu İran'la ticari ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Eğer ABD-İran arasında bir anlaşma sağlanırsa, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol alımında karşılaştığı yaptırım kaynaklı ödeme sorunları hafifleyebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın artması Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını da olumlu etkileyebilir. Ancak İran'ın katı tutumu, müzakerelerin uzamasına yol açabilir; bu da Türkiye'nin enerji maliyetlerini ve bölgesel güvenlik risklerini artırabilir. Ankara, bu süreçte hem Washington hem de Tahran'la dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda.