Tahran, Birleşmiş Milletler nükleer gözlemci kurumu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) Başkanı Rafael Grossi'ye yönelik sert eleştirilerini artırdı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, Grossi'nin "siyasi açıklamalar" yapmayı bırakması ve kurumun teknik sorumluluklarına odaklanması gerektiğini söyledi. Bekayi, İran'ın IAEA ile işbirliğine devam ettiğini ancak ajansın bağımsız ve profesyonel bir kurum olarak kalması gerektiğini vurguladı. Bu uyarı, Grossi'nin son dönemde İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin eleştirel açıklamalarının ardından geldi. Grossi, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarmasının ciddi endişe kaynağı olduğunu belirtmişti. İran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ve ajansın teknik denetimleriyle uyumlu çalıştığını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran ile IAEA arasındaki gerginlik, son yıllarda sürekli tırmanan bir seyir izliyor. 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmanın ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekilmesiyle zayıflamasının ardından İran, nükleer faaliyetlerinde anlaşmanın sınırlamalarını aşmaya başladı. Ajansın son raporlarında İran'ın yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirdiği ve bu seviyenin silah sınıfı uranyum üretimine oldukça yakın olduğu belirtiliyor. İran ise bu adımların, ABD'nin anlaşmadan çekilmesi ve Avrupalı tarafların yaptırımları hafifletme konusunda yetersiz kalması nedeniyle atıldığını ileri sürüyor. Grossi, geçtiğimiz haftalarda İran'ın nükleer tesislerine erişim konusunda tam işbirliği göstermediğini ifade etmişti. Tahran yönetimi ise bu suçlamaları reddederek, ajansın tüm taleplerinin karşılandığını ve siyasi baskının teknik sürece zarar verdiğini öne sürüyor. Bekayi'nin bugünkü açıklamaları, İran'ın Grossi'ye karşı daha sert bir tutum benimsediğini ve ajansın bağımsızlığı konusunda endişeli olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, sadece Tahran ile Batı arasında değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengeleri açısından da kritik bir öneme sahip. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer faaliyetlerini yakından takip ediyor. İsrail ise İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için diplomatik ve askeri seçenekleri masada tutuyor. Geçtiğimiz yıl İran ve İsrail arasında artan gerilim, bölgede sıcak çatışma riskini beraberinde getirdi. Küresel ölçekte ise ABD'nin yeni yönetimi, İran'la dolaylı müzakerelere devam ediyor ancak somut bir ilerleme kaydedilebilmiş değil. AB ve diğer uluslararası aktörler, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için çaba harcarken, İran'ın giderek daha ileri seviyede nükleer faaliyet yürütmesi, diplomatik çözümleri zorlaştırıyor. IAEA'nın siyasi pozisyon alması, kurumun teknik kimliğine gölge düşürürken, taraflar arasındaki güvensizlik ortamını derinleştiriyor. Brüksel ve Washington, Tahran'ın işbirliğine hazır olduğu yönündeki sinyallerine rağmen, ajansın raporlarındaki bulguların endişe verici olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-IAEA gerginliği, Türkiye'nin komşu ülkesi İran'daki nükleer krizin seyrini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran'dan doğalgaz ithalatı ve ticari ilişkiler nedeniyle istikrarlı bir İran ister. Ayrıca, bölgede olası bir askeri çatışma Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Bu nedenle Ankara, diplomatik çözümlerin desteklenmesi ve IAEA'nın teknik uzmanlığının ön planda tutulması gerektiğini savunuyor. Türkiye, nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine bağlı olmakla birlikte, İran üzerindeki aşırı baskının bölgesel istikrarı bozacağı endişesini taşıyor.