Küresel ekonomide son yıllarda yaşanan büyük şoklara rağmen İran, beklenenin aksine derin bir enflasyon kriziyle karşı karşıya kalmadı. Körfez'deki jeopolitik gerilimler, Covid-19 salgınının yarattığı tedarik zinciri sorunları ve Ukrayna savaşının tetiklediği emtia fiyatlarındaki artış, birçok ekonomiyi stagflasyon kabusuna sürüklerken, İran ekonomisi nispeten daha dirençli bir tablo sergiliyor. Uzmanlar, bu durumun arkasında yatan nedenleri analiz ediyor.
Beklenen Kriz Neden Gerçekleşmedi?
1970'lerin stagflasyon dönemini anımsatan gelişmeler, özellikle enerji ve gıda fiyatlarındaki yükseliş, birçok gelişmekte olan ekonomiyi olumsuz etkiledi. Ancak İran, uzun süredir devam eden uluslararası yaptırımlar altında zaten yüksek enflasyonla yaşamaya alışkın bir yapıya sahip. Merkez Bankası verilerine göre, yıllık enflasyon oranı son iki yıldır yüzde 40-50 bandında dalgalanıyor ancak bu oran, dış şoklara rağmen kontrollü bir seyir izliyor. Bunun temel nedeni ise İran'ın uyguladığı döviz kuru politikaları ve sübvansiyon mekanizmaları. Hükümet, temel gıda maddeleri ve yakıtta sübvansiyonları sürdürerek toplumsal tepkileri yönetmeye çalışıyor.
Ayrıca, İran ekonomisinin büyük ölçüde petrol ve doğalgaz ihracatına bağımlı olması, enerji fiyatlarındaki yükselişten olumlu etkilenmesini sağlıyor. Ukrayna savaşıyla birlikte artan petrol fiyatları, İran'ın bütçe gelirlerini artırarak enflasyonist baskıyı hafifletiyor. Bununla birlikte, yaptırımlar nedeniyle resmi kanallardan yapılan petrol satışları sınırlı olsa da, Çin'e yönelik gayriresmi sevkiyatlar ve diğer dolaylı yollarla elde edilen gelirler ekonominin ayakta kalmasına yardımcı oluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın enflasyon krizini atlatması, bölgesel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Ekonomik olarak daha istikrarlı bir İran, özellikle Körfez ülkeleri ve Irak üzerindeki etkisini koruyor. Ayrıca, İran'ın ekonomik direnci, nükleer müzakerelerde elini güçlendiren bir faktör olarak öne çıkıyor. Batılı ülkeler, yaptırımların etkisiz kaldığı bir İran'la müzakere masasında daha zorlu bir mücadele vermek zorunda kalabilir. Küresel enerji piyasalarında ise İran'ın artan petrol üretimi ve ihracatı, fiyatları dengeleyici bir rol üstlenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da enflasyonun kontrollü seyretmesi, Türkiye ekonomisi için hem fırsat hem de riskler barındırıyor. Artan enerji fiyatları döneminde İran'la doğalgaz ticareti Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak İran'ın düşük büyüme ve yüksek enflasyonla mücadele stratejisi, Türkiye'nin kendi enflasyonla mücadele politikalarına benzerlik gösteriyor. Bu durum, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini derinleştirebilir. Öte yandan, İran'ın jeopolitik konumu ve yaptırımlara karşı geliştirdiği alternatif ticaret yolları, Türkiye için bir model teşkil edebilir. Ancak bu yakınlaşma, Batı ile ilişkilerde yeni bir denge kurmayı gerektirebilir.