ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Ortadoğu'da artan gerilimin ortasında İran'a bağlı güçlere yönelik gerçekleştirilen son saldırı dalgasında yaklaşık 90 hedefin vurulduğunu duyurdu. CENTCOM'un resmi açıklamasına göre, bu operasyonlar İran destekli milis gruplarının ABD personeline yönelik saldırılarına misilleme olarak düzenleniyor. Son birkaç haftada Irak ve Suriye'de ABD askeri üslerine yapılan drone ve roket saldırılarında çok sayıda Amerikan askeri yaralanmıştı. ABD yönetimi, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla istikrarsızlığı körüklediğini belirterek, doğrudan İran topraklarını hedef almasa da İran destekli grupları hedef alan bir askeri strateji izliyor.
Saldırıların arka planı ve hedefleri
Pentagon kaynakları, saldırıların İran Devrim Muhafızları'na bağlı güçlere ve onların yönlendirdiği milis gruplarına ait komuta merkezleri, lojistik depoları ve mühimmat tesislerini hedef aldığını belirtiyor. Hedefler ağırlıklı olarak Suriye'nin doğusundaki Deyrizor bölgesi ve Irak'ın batısında yer alıyor. CENTCOM Komutanı General Michael Kurilla, bu operasyonların caydırıcılığı artırmayı ve Amerikan güçlerine yönelik tehditleri bertaraf etmeyi amaçladığını ifade etti. Saldırılarda kullanılan mühimmatın büyük ölçüde hassas güdümlü füzeler ve insansız hava araçlarından oluştuğu, sivil kayıpların önlenmesi için titiz bir planlama yapıldığı bildiriliyor.
ABD'nin bu son hamlesi, İran'la nükleer müzakerelerin tıkandığı bir döneme denk geliyor. Uzmanlar, bu saldırıların aynı zamanda Tahran yönetimine gözdağı verme ve nükleer dosyada elini zayıflatma amacı taşıdığını yorumluyor. Ayrıca, İsrail'in son dönemde İran hedeflerine yönelik operasyonlarıyla eş zamanlılık dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da ABD-İran arasındaki vekalet savaşının yeni bir safhaya girdiğine işaret ediyor. İran destekli Husilerin Yemen'den gerçekleştirdiği füze saldırıları, Suriye'deki rejim yanlısı güçlerin faaliyetleri ve Irak'taki Haşdi Şabi unsurlarının ABD varlığına yönelik tehditleri, Washington'un askeri yanıtını yoğunlaştırmasına neden oluyor.
Rusya ve Çin, ABD'nin bu saldırılarını kınayarak, uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtseler de, iki ülke de doğrudan askeri bir müdahalede bulunmuyor. BM Güvenlik Konseyi'nde tansiyon yükselirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran tehdidinin azalmasından yana oldukları için ABD'ye dolaylı destek veriyor. İran ise, saldırılara aynı şekilde cevap verme tehdidinde bulunarak, gerilimin kontrolden çıkması halinde tüm bölgeyi etkileyeceği uyarısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşu bölgelerde ABD-İran çatışmasının tırmanmasını istenmeyen bir gelişme olarak görüyor. Özellikle Suriye ve Irak'taki bu saldırılar, Türkiye'nin PKK/YPG ile mücadelesini ve sınır güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Operasyonların yoğunlaştığı bölgelerde terör örgütlerinin hareket alanı daralabileceği gibi, kaos ortamı Türkiye'ye yeni göç dalgaları getirebilir. Ayrıca, İran'la enerji ve ticaret bağları da göz önüne alındığında, Ankara'nın dengeli bir diplomasi izlemesi bekleniyor. Bu süreçte Türkiye'nin NATO yükümlülükleri ile bölgesel çıkarları arasında ince bir denge kurması gerekiyor.