ABD ordusu, İran'a yönelik hava saldırılarını üst üste ikinci günde de sürdürürken, stratejik Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinin neredeyse tamamen durduğu bildirildi. Bloomberg muhabiri Abeer Abu Omar'ın aktardığına göre, ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait savaş gemileri ve İran Devrim Muhafızları'na bağlı sürat botları arasında yaşanan çatışmalar, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu dar su yolunda seyrüseferi felç etti. Saldırılar, Tahran yönetiminin nükleer müzakerelerdeki tutumunu sertleştirmesi ve ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları artırma kararı sonrası tırmanan gerilimin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Petrol Piyasalarında Şok Dalgası
İlk saldırı dalgası, İran'ın Batı Askeri Bölge Komutanlığı'na bağlı tesisleri hedef alırken, ikinci günkü operasyonlarda Basra Körfezi'ndeki deniz üslerine odaklanıldı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, İran'a ait üç adet karadan havaya füze bataryası ve iki adet kıyı savunma sistemi imha edildiği belirtildi. İran devlet televizyonu ise saldırılarda en az 12 askerin hayatını kaybettiğini, 40'tan fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Bu gelişmelerin ardından Brent petrolün varil fiyatı 90 dolar seviyesini aşarak son iki yılın zirvesini gördü. Küresel yatırım bankaları, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması durumunda petrol fiyatlarının 120 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulundu.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin İran'ı kalıcı barış anlaşması masasına çekme stratejisinin bir parçası olduğunu, ancak ters teperek bölgesel bir savaşı tetikleyebileceğini belirtiyor. Washington yönetimi, Tahran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden devreye sokarken, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin danışmanı Ali Şemhani, 'ABD'nin her türlü saldırısına misliyle karşılık verileceğini' ilan etti. Bu açıklama, piyasalardaki tedirginliği daha da artırdı.
Bölgesel Güç Dengesi ve Uluslararası Tepkiler
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD ve İran arasındaki gerilimin düşürülmesi için bugün acil toplantı kararı alırken, Rusya ve Çin saldırıları kınayarak 'orantısız güç kullanımı' olarak nitelendirdi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, her iki tarafı da itidal çağrısında bulunarak, diplomatik çözüm için arabuluculuk teklif etti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gerilimin kendi çıkarlarına zarar vereceği endişesiyle temkinli bir dil kullandı. Katar ve Umman, krizin çözümü için İran ve ABD arasında gizli görüşmeler yürüttüklerini duyurdu.
Öte yandan, İran'ın yakın müttefiki Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, 'ABD'ye karşı yeni bir cephe açılacağı' sinyalini verdi. Yemen'deki İran destekli Husiler de Kızıldeniz'deki İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılarını artıracağını açıkladı. Bu gelişmeler, Ortadoğu'nun zaten kırılgan olan güvenlik yapısının daha da istikrarsızlaşmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki krizden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı büyütecek ve enflasyonu tetikleyecektir. Ayrıca, İran'la kara sınırı olan Türkiye, olası bir sığınmacı akını ve sınır güvenliği riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ankara'nın hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran'la dengeli bir ilişki yürütme çabası, bu krizde daha da karmaşıklaşıyor. Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli bulunsa da, mevcut jeopolitik konjonktürde bu girişimlerin başarı şansı sınırlı görünüyor.