DUBAİ, 10 Temmuz - İran İslam Cumhuriyeti'nin yeni dini lideri olarak atanan Mocteba Hamenei'nin ortadan kaybolması, İran halkı ve uluslararası toplum için bir gizem haline geldi. 28 Şubat'ta babası Ali Hamenei'ye düzenlenen suikastın ardından, bir hafta içinde dini lider ilan edilen Mocteba Hamenei'nin nerede olduğu ve neden kamuoyu önüne çıkmadığı, ülke içinde ve dışında ciddi soru işaretlerine yol açıyor. İran yönetimi, liderin sağlık durumu veya güvenlik gerekçeleriyle kameralardan uzak durduğuna dair resmi bir açıklama yapmış değil. Bu durum, İran İslam Devrimi tarihinde benzeri görülmemiş bir belirsizlik yaratırken, rejimin istikrarına yönelik endişeleri de beraberinde getiriyor.
Mocteba Hamenei'nin Ardındaki Gizem
Mocteba Hamenei, babasının suikastının ardından dini liderlik makamına en güçlü aday olarak görülüyordu. Ancak atamadan bu yana geçen dört aydan fazla sürede, herhangi bir resmi törene katılmadı, ulusal bir konuşma yapmadı ve hatta fotoğrafı bile yayınlanmadı. İran devlet medyası, liderin yokluğuna dair neredeyse hiçbir bilgi paylaşmazken, Tahran'daki siyasi çevrelerde bu durumun rejimin iç çekişmelerinden kaynaklandığı yönünde spekülasyonlar dolaşıyor. Uzmanlara göre, Mocteba Hamenei'nin gözlerden uzak kalması, İran'daki farklı güç odakları arasındaki dengenin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Özellikle Devrim Muhafızları ve muhafazakar kanat arasındaki rekabet, yeni liderin ülkeyi yönetme kapasitesini sorgulamaya açık hale getiriyor.
İran'ın dini lideri, ülkedeki en yüksek otorite olarak kabul edilir ve ordu, yargı ve medya üzerinde geniş yetkilere sahiptir. Hamenei'nin görünmezliği, bu yetkilerin kullanılmasında bir boşluk yaratmış durumda. İran basını, son haftalarda dini liderin sağlık sorunları yaşadığına dair söylentileri yalanlamasa da, doğrulayıcı bir bilgi de sunmuyor. Öte yandan, İran'ın düşmanları bu durumu fırsata çevirmeye çalışıyor; özellikle İsrail ve ABD, İran'ın karar alma mekanizmasındaki bu belirsizliği kendi lehlerine kullanmak için adımlar atıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mocteba Hamenei'nin yokluğu, sadece iç politikada değil, bölgesel dengelerde de önemli bir etki yaratıyor. İran, Lübnan'daki Hizbullah'tan Yemen'deki Husilere kadar birçok vekil gücü yöneten bir ülke olarak, dini liderin sessizliğinin bu grupların koordinasyonunu zorlaştırdığı belirtiliyor. Özellikle son dönemde İsrail ile Hizbullah arasında artan gerginlikler, İran'dan net bir mesaj beklenirken liderin ortada olmaması, caydırıcılık gücünü zayıflatıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerde de bir boşluk hissediliyor; yeni liderin nükleer müzakerelere ilişkin tutumu henüz netlik kazanmış değil. Bu durum, uluslararası toplumun İran'a yönelik yaptırımları sürdürmesini veya hafifletmesini etkileyebilir. Bölgede Suudi Arabistan-İran rekabeti de bu belirsizlikten nasibini alıyor; Riyad yönetimi, İran'daki bu istikrarsızlığı Yemen ve Suriye'de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu liderlik krizi, Türkiye'nin bölgesel dengeler açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Ankara, İran ile Suriye, Irak ve Kafkaslar'da ortak çıkarlara sahip olsa da, Tahran'daki istikrarsızlık Türkiye'nin güvenliğini de tehdit edebilir. Özellikle PKK ve diğer terör örgütlerinin İran sınırındaki faaliyetleri, merkezi otoritenin zayıflaması durumunda artış gösterebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki belirsizlik, Türkiye'nin enerji güvenliği için kritik öneme sahip; İran doğalgazına bağımlı olan Türkiye, bu durumun enerji tedarikini olumsuz etkilemesinden kaçınmalı. Ankara'nın, Tahran'la diyaloğu sürdürürken İran'daki gelişmeleri yakından takip etmesi ve gerektiğinde bölgesel istikrarı koruyacak adımlar atması yerinde olacaktır.