ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarının maliyeti, Başkan Donald Trump'ın müzakereleri sonlandırma ve topyekûn savaşa dönme tehditleriyle birlikte istikrarlı bir şekilde artıyor. Bu hafta Hürmüz Boğazı'nda yaşanan yeni tırmanış, Washington yönetiminin bölgedeki askeri harcamalarını daha da yukarı çekerken, Trump'ın çelişkili açıklamaları stratejik belirsizliği derinleştiriyor. Pentagon verilerine göre, İran'a yönelik caydırıcılık operasyonlarının günlük maliyeti yüz milyonlarca doları bulurken, toplam harcama son çeyrekte 10 milyar doları aşmış durumda.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz Boğazı'nda yeni tırmanış
Hürmüz Boğazı'nda bu hafta yaşanan olaylar, ABD Donanması'na bağlı savaş gemileri ile İran Devrim Muhafızları'na ait sürat tekneleri arasında silahlı çatışma riskini gündeme getirdi. İran'ın, uluslararası sularda seyreden ABD bandıralı bir tankere el koyma girişimi, ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı'nın (CENTCOM) anında müdahalesiyle engellendi. Bu tür karşılaşmalar, 2019'dan bu yana bölgede en sık rastlanan gerginlik biçimi haline geldi. Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının, Tahran yönetimini daha agresif taktiklere ittiğini belirtiyor.
Başkan Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada, "İran'la müzakereleri havaya uçurup tam savaşa dönebiliriz" ifadelerini kullandı. Beyaz Saray'dan yapılan resmi yazılı açıklamada ise Trump'ın "diplomasiye şans tanımakla birlikte, gerekirse askeri seçeneklerin masada olduğu" mesajı verildi. Ancak bu çelişkili tutum, ABD'nin Ortadoğu'daki müttefikleri arasında endişeye yol açıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin bölgeden çekilme sinyalleri vermesinden rahatsızlık duyarken, İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik acil bir askeri müdahale çağrısını yineliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği tehdit altında
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara neden oluyor. Dünya ham petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunda yaşanacak bir çatışma, petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşıyabilir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), olası bir abluka durumunda küresel petrol arzında günlük 15 milyon varillik bir kesinti yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bu durum, başta Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere net petrol ithalatçısı ülkeleri doğrudan etkileyecek.
Analistler, Trump'ın son dönemdeki çıkışlarını, Kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesinde şahin seçmen tabanına mesaj verme çabası olarak yorumluyor. Ancak bu söylemlerin sahada karşılık bulması, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığının yeniden artırılmasını gerektirebilir. Şu anda bölgede 50 bin civarında ABD askeri bulunurken, donanma unsurları Basra Körfezi'nde sürekli devriye gezmekte. Pentagon'un yeni bir askeri yığınak planı üzerinde çalıştığı, ancak Kongre'den gelen bütçe kısıtlamaları nedeniyle bu planın hayata geçirilmesinin zor olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran geriliminin doğrudan etkilediği ülkelerin başında geliyor. Enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve bölge ülkelerinden karşılayan Türkiye, Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir krizde ciddi enerji arz sorunuyla karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin komşusu Irak ve Suriye'deki İran destekli grupların olası bir ABD-İran savaşında aktif rol alması, güvenlik risklerini artıracaktır. Ankara'nın, hem NATO müttefiki ABD hem de enerji tedarikçisi İran arasında denge politikası izlemesi giderek zorlaşıyor. Türkiye'nin bu krizde arabuluculuk rolü üstlenme girişimleri, taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle şu ana kadar sonuç vermedi. Ekonomik olarak ise, yüksek petrol fiyatlarının Türkiye'nin cari açığını daha da kötüleştirmesi bekleniyor.