ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 12 Ağustos 2020'de Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası (Endangered Species Act, ESA) kapsamındaki korumaları büyük ölçüde zayıflattı. Yeni düzenlemeyle, nesli tükenmekte olan türlerin yaşam alanlarına yönelik koruma kalkanı kaldırılırken, enerji şirketlerinin petrol ve doğalgaz arama ile madencilik faaliyetleri için önlerindeki engeller kaldırıldı. Bu karar, özellikle Kaliforniya'da yaşayan ve halihazırda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan çok sayıda hayvan ve bitki türü için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Korumaların zayıflamasının arka planı
1973 yılında yürürlüğe giren Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası, ABD'deki biyolojik çeşitliliğin korunmasında kilometre taşı olarak kabul ediliyor. Yasa, federal kurumların nesli tükenmekte olan türlerin yaşam alanlarını korumak için önlem almasını zorunlu kılıyordu. Ancak Trump yönetimi, ekonomik büyüme ve enerji üretimi hedefleri doğrultusunda bu düzenlemelerin 'aşırı derecede kısıtlayıcı' olduğunu savunuyor. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yeni kuralların 'çevresel koruma ile ekonomik kalkınma arasında daha dengeli bir yaklaşım' sağladığı belirtildi. Ancak çevre örgütleri, bu değişikliğin özellikle Kaliforniya'daki altın kartal, Kaliforniya kondoru ve delta yayın balığı gibi türlerin yaşam alanlarını doğrudan tehdit ettiğini vurguluyor. Uzmanlar, yeni düzenlemenin, türlerin korunmasında bilimsel kriterler yerine ekonomik maliyet-fayda analizlerine ağırlık vereceğini belirtiyor.
Petrol ve madencilik faaliyetlerinin önü açılıyor
Yeni düzenleme, federal topraklarda petrol ve doğalgaz arama ile madencilik faaliyetlerinin önündeki bürokratik engelleri kaldırıyor. Özellikle Alaska ve batı eyaletlerinde bulunan geniş federal arazilerde enerji şirketlerine yeni imtiyazlar tanınıyor. Çevreciler, bu durumun kırılgan ekosistemler üzerinde geri dönülemez hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Kaliforniya'nın Mojave Çölü'nde yaşayan çöl kaplumbağası ile Sierra Nevada dağlarındaki altın kartal popülasyonu, bu türler arasında en riskli durumda olanlar. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) verilerine göre, ABD'de halihazırda 1.600'den fazla tür ESA kapsamında korunuyor. Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle bu türlerden en az 300'ünün koruma statüsünün zayıflayacağı tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin çevre koruma politikalarındaki bu geri adım, küresel iklim değişikliğiyle mücadele çabalarına darbe vururken, Türkiye gibi biyolojik çeşitlilik açısından zengin ülkeler için de emsal teşkil ediyor. Türkiye'nin, özellikle Akdeniz havzasındaki endemik türlerin korunmasında uluslararası işbirliğine ihtiyacı bulunuyor. ABD'nin bu tutumu, uluslararası çevre sözleşmelerinin bağlayıcılığını zayıflatma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatındaki bağımlılığı göz önüne alındığında, ABD'nin petrol ve doğalgaz üretimini artırması küresel enerji fiyatlarını düşürebilir. Ancak bu kısa vadeli ekonomik avantaj, çevresel maliyetlerle dengelenmelidir. Türk dış politikası, uluslararası çevre normlarının korunması için aktif diplomasi yürütmeye devam etmelidir.