Pentagon, İran’a yönelik devam eden askeri operasyonlar nedeniyle hızla tükenen silah stoklarını yenilemek için Kongre’den 67 milyar dolarlık ek bütçe talep etti. Savaşın bugüne kadarki maliyetinin 37 milyar doları bulduğu belirtilirken, bu yeni talep ABD’nin askeri harcamalarında rekor bir artışa işaret ediyor. Savunma Bakanlığı yetkilileri, özellikle hassas güdümlü mühimmat, hava savunma sistemleri ve deniz kuvvetleri ekipmanlarının kritik seviyede azaldığını ve acilen yenilenmesi gerektiğini vurguluyor.
Savaşın Stoklara Etkisi ve Acil İhtiyaçlar
ABD’nin İran’daki askeri varlığı, 2024 yılı boyunca yoğunlaşan çatışmalarla birlikte büyük bir lojistik yük oluşturdu. Pentagon raporlarına göre, Tomahawk seyir füzeleri, JDAM güdüm kitleri ve Patriot savunma füzeleri gibi kritik silah sistemlerinin stok seviyeleri yüzde 50’nin altına düştü. Savunma Bakanı Pete Hegseth, “Savaşın süresi ve yoğunluğu tahminlerimizin ötesinde. Stoklarımızı hızla doldurmazsak, operasyonel hazırlık seviyemiz tehlikeye girer” dedi. Talep edilen 67 milyar doların büyük kısmı, mühimmat üretim hatlarının hızlandırılması, yeni sözleşmeler ve lojistik altyapıya ayrılacak.
Analistler, bu bütçe talebinin ABD’nin savunma sanayiindeki kapasite darboğazlarını da ortaya çıkardığına dikkat çekiyor. Raytheon, Lockheed Martin ve Northrop Grumman gibi büyük savunma şirketleri, mevcut siparişleri karşılamakta zorlanırken, hükümetin acil ihtiyaçları karşılamak için Savunma Üretim Yasası’nı (DPA) devreye sokabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD’nin İran’daki askeri harcamaları yalnızca silah stoklarını değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. İran’ın direnişi karşısında beklenenden daha yüksek kayıplar veren ABD, müttefiklerinden daha fazla destek talep edebilir. Özellikle Körfez ülkeleri ve İsrail, Yemen’deki Husilerin İran’a destek vermesiyle birlikte savaşın yayılma riskiyle karşı karşıya. Bu durum, enerji fiyatlarında dalgalanmalara ve bölgesel istikrarsızlığa yol açıyor. Uzmanlar, Pentagon’un yeni bütçe talebinin tüm Ortadoğu’yu etkileyecek bir askeri yığılmanın habercisi olabileceği yorumunu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’nin İran savaşının doğrudan tarafı olmamakla birlikte, bölgedeki askeri gerilimden doğrudan etkileniyor. Savaşın uzaması, Türkiye’nin güney sınırlarında güvenlik riskini artırırken, İran’daki istikrarsızlık PKK/YPG’nin bölgedeki faaliyetlerini de tetikleyebilir. Ayrıca ABD’nin bölgeye yönelik yeni silah sevkiyatları, Türkiye’nin hava savunma ihtiyacını ve savunma sanayii hamlelerini önemli kılıyor. NATO müttefiki olarak Türkiye, stok sıkıntısı çeken ABD’nin Avrupa’daki savunma taahhütlerini aksatabileceğini de göz önünde bulundurmalıdır. Ekonomik boyutta ise savaşın enerji maliyetlerini yukarı çekmesi, Türkiye’nin cari açığını ve ithalat faturasını olumsuz etkileyebilir. Bu çerçevede Türkiye, hem diplomatik hem de savunma sanayii alanında proaktif adımlar atmalıdır.