İran ile İsrail arasında tırmanan askeri gerilim, tüm bölgeyi etkilerken Türkiye, bu süreçten ekonomik kazanç sağlamak için kapsamlı bir planı devreye soktu. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma, alternatif ticaret yolları ve yaptırım boşlukları, Ankara'nın elini güçlendiren faktörler arasında. Uzmanlar, Türkiye'nin bu krizden çıkarlarını maksimize etmek için jeopolitik bir denge oyunu oynadığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın Nisan 2024'te İsrail'e yönelik insansız hava aracı ve füze saldırıları, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikledi. Bu saldırılar, İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği ve üst düzey İranlı komutanların öldüğü hava saldırısına misilleme olarak gerçekleşti. İran, 300'den fazla insansız hava aracı ve füze fırlattı; İsrail, ABD, İngiltere ve Ürdün'ün desteğiyle saldırıyı büyük ölçüde püskürttü. Olaylar, İran'ın 2019'da Suudi Arabistan petrol tesislerine yönelik saldırılardan bu yana en ciddi bölgesel krizi yarattı.
Türkiye ise bu süreçte agresif bir diplomasi yürüttü. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran ve İsrail'den mevkidaşlarıyla telefon görüşmeleri yaparak tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulundu. Ancak eşzamanlı olarak, Türkiye'nin enerji ithalatında kritik bir rol oynayan İran'la ticari ilişkilerini derinleştirdiği görülüyor. Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatı, 2023'te bir önceki yıla göre %15 arttı. Enerji Bakanlığı verilerine göre, İran Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacının yaklaşık %16'sını karşılıyor.
Petrol fiyatları, çatışmaların hemen ardından varil başına 92 dolara fırladı; bu da Türkiye gibi net petrol ithalatçısı ülkeler için ciddi bir maliyet baskısı yarattı. Ancak Türkiye, İran'dan yaptırımları delerek daha uygun fiyatla petrol almayı başardı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar, yerli üretim ve alternatif kaynak çeşitlendirmesi yoluyla fiyat artışlarının ekonomiye etkisini sınırlamayı hedeflediklerini açıkladı. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, Türkiye'nin ham petrol ithalatının %8'i İran'dan geliyor; bu oran, resmi rakamların üzerinde olabilir.
Öte yandan, Türkiye'nin İran'la ticareti sadece enerjiyle sınırlı değil. İran İstatistik Merkezi'ne göre, 2023 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 8,6 milyar dolara ulaştı. Türkiye, İran'a makine, kimyasal ürünler ve gıda ihraç ederken, İran'dan enerji ve petrokimya ürünleri ithal ediyor. İran'a yönelik uluslararası yaptırımlar, Türkiye'nin aracı rolünü güçlendiriyor: Batılı şirketler, İran pazarına Türkiye üzerinden erişiyor; Türk bankaları, yaptırım rejimine uyum adına iki taraflı dengeyi koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bölgesel olarak, İran-İsrail çatışması, Körfez ülkeleri başta olmak üzere tüm Ortadoğu'yu etkiliyor. Suudi Arabistan ve BAE, kendi topraklarını kullanıma açarak İsrail'e savunma desteği sağladı; bu, Arap-İsrail normalleşmesinin yeni bir boyutunu ortaya koyuyor. Türkiye ise Hamas'la olan bağları nedeniyle İsrail'le ilişkilerini asgari düzeyde tutarken, İran'la olan pragmatik işbirliğini sürdürüyor. Bu durum, Türkiye'yi jeopolitik bir kavşakta konumlandırıyor: Hem NATO üyesi olarak Batı ittifakına bağlı, hem de İran'la ticari çıkarları bulunuyor.
Küresel ölçekte, bu çatışma enerji piyasalarını ve tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Dünya Bankası, İran-İsrail geriliminin petrol fiyatlarını %20 artırabileceğini ve küresel büyümeyi yavaşlatabileceğini tahmin ediyor. Türkiye ise enerji ihtiyacını karşılamak için İran doğalgazına bağımlılığını sürdürürken aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki yeni doğalgaz keşifleriyle alternatif yaratmaya çalışıyor. Rusya-Ukrayna savaşından bu yana enerji güvenliğine öncelik veren Ankara, kriz fırsatçılığına dönüşen bu stratejiyle hem ekonomik tehditleri yönetiyor hem de yeni pazar fırsatları yakalıyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin bu politikasının risklerini de vurguluyor. ABD'nin İran yaptırımlarını sıkılaştırması halinde, Türkiye'nin aracı rolü darbe alabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programı nedeniyle olası bir askeri çatışmanın doğrudan Türkiye'yi de etkileyebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail gerilimi, Türkiye için bir krizden çok ekonomik bir fırsat penceresi açıyor. Ankara, enerji tedarik güvenliğini garanti altına almak ve İran'a yaptırım uygulayan Batı karşısında bağımsız bir dış politika izlemek için bu çatışmayı kullanıyor. Ancak Türkiye'nin NATO üyeliği ile İran'la artan ticari bağları arasında sıkışması, uzun vadede güvenlik riski taşıyor. Türkiye, bu dengede kısa vadeli ekonomik kazançları tercih ederken, olası bir bölgesel savaşta tüm kazanımlarını kaybedebilir. Bu nedenle, Türk dış politikasının çatışmayı yönetme becerisi, ekonominin kırılganlığını belirleyecek temel faktör.