Donald Trump, Beyaz Saray'daki ilk döneminde İran'a yönelik azami baskı politikasını sürdürürken, ülke içinde ve dışında artan gerilimler başkanlığını adeta tüketiyor. Eski Başkan Barack Obama'nın 'aptalca işlerden kaçınma' konusundaki uyarıları, bugünkü kriz ortamında yeniden hatırlanıyor. İran'la yaşanan gerilim, Trump'ın dış politika mirasını ve 2020 seçimlerindeki konumunu derinden etkiliyor.
Gelişmenin arka planı
Trump, 2018 yılında Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmiş ve İran'a yönelik ekonomik yaptırımları yeniden devreye sokmuştu. Bu adım, Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmasına ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla gerilimi tırmandırmasına yol açtı. 2019'da ABD'nin İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Trump'ın 'savaş istemiyorum' açıklamalarına rağmen, yönetiminin İran'a yönelik söylemi ve askeri yığınakları bölgede ciddi bir güvenlik riski oluşturuyor.
Uluslararası Kriz Grubu uzmanları, Trump'ın 'azami baskı' politikasının İran'ı müzakere masasına getirmek yerine, rejimi daha da katılaştırdığını ve bölgesel istikrarı bozduğunu belirtiyor. Aynı zamanda ABD'nin geleneksel müttefikleri olan Avrupa ülkeleri, nükleer anlaşmanın korunması için ABD ile Tahran arasında arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ancak Trump yönetiminin 'maksimum baskı' politikası, uluslararası toplumda ABD'ye olan güveni zedeliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran gerilimi, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, tüm Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini etkiliyor. Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçler, yaşanan gerginlikten doğrudan etkileniyor. ABD'nin askeri varlığını artırması, bölgede yeni bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, küresel petrol fiyatları üzerinde belirleyici bir etkiye sahip. Trump'ın İran'a yönelik tehditkâr söylemleri, petrol piyasalarında dalgalanmalara neden olurken, küresel ekonominin kırılgan dengelerini de tehdit ediyor.
Uzmanlara göre, Trump'ın İran politikası, seçim öncesi dönemde ABD iç siyasetinde de önemli bir tartışma konusu haline gelmiş durumda. Demokrat aday adayları, Trump'ı 'Ortadoğu'yu ateşe atmakla' suçlarken, Cumhuriyetçi kanattan da İran'a yönelik daha sert bir çizgi izlenmesi gerektiği yönünde sesler yükseliyor. Bu da Trump'ın seçim stratejisini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve bölgesel ticari ilişkileri nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkileniyor. ABD'nin İran'a yaptırımları, Türkiye'nin enerji ithalatını ve İran'la olan ticaretini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Suriye ve Irak'ta yaşanacak olası bir çatışma, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Türkiye, hem İran hem de ABD ile ilişkilerini dengelemekte zorlanırken, bölgede kalıcı bir istikrarın sağlanması için diyalog ve diplomasiyi ön plana çıkaran bir politika izliyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak önemini bir kez daha ortaya koyarken, mevcut gerginliklerin Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından risk oluşturduğu aşikâr.