İran'ın nükleer programı etrafındaki gerilim yeni bir aşamaya girerken, savaşın bölgeye yayıldığına dair işaretler hafta sonunda ortaya çıktı. ABD'nin saldırılarına ara vermesine rağmen, Yemen'deki İran destekli Husiler Kızıldeniz kıyısındaki Suudi petrol tesislerine saldırdı. Bu arada İran, Hazar Denizi'nde bir Amerikan casus uçağını düşürdüğünü iddia etti. Körfez bölgesi ise ABD'nin saldırıları durdurmasıyla sakin bir hafta sonu geçirdi, ancak tansiyon hala yüksek.
Çatışmanın Yayılması
Reuters'ın haberine göre, İran'a yönelik baskılar sürerken, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Cizan kentine düzenlediği insansız hava aracı (İHA) saldırısı, bölgedeki enerji altyapısına yönelik tehdidi gözler önüne serdi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki bir petrol istasyonunu hedef aldığını doğruladı. Saldırıda can kaybı yaşanmadı ancak tesislerde hasar oluştu.
Bu gelişme, Yemen'de yıllardır süren iç savaşın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. Husilerin İran tarafından finanse edildiği ve silahlandırıldığı biliniyor. Suudi Arabistan, İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı mücadele ederken, bu saldırılar tansiyonu daha da yükseltiyor. Öte yandan İran, Hazar Denizi'nde bir ABD casus uçağını düşürdüğünü açıkladı; bu iddia Washington tarafından yalanlandı. Bu tür karşılıklı suçlamalar, iki ülke arasındaki güven bunalımını derinleştiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen hafta İran'a yönelik saldırı emri verip son anda geri adım atması, Körfez'deki tansiyonun ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Şimdi gözler, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının ve askeri yığınaklarının süreceğine, ancak doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalıştığına çevrildi. Bu strateji, bölge ülkeleri arasında farklı yorumlara neden oluyor; bazıları ABD'nin caydırıcılığının zayıfladığını düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran savaşı artık sadece Basra Körfezi ile sınırlı değil. Kızıldeniz ve Hazar Denizi'ndeki gelişmeler, çatışmanın bölgesel boyutunun genişlediğini gösteriyor. Husilerin Suudi petrol altyapısına saldırması, küresel enerji piyasalarını etkileyebilecek bir risk unsuru. Petrol fiyatları, bu tür saldırıların ardından tırmanışa geçiyor; dün Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2'den fazla arttı.
Uzmanlar, çatışmanın bir deniz savaşına dönüşme riski taşıdığına dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kapatma, küresel petrol arzını ciddi şekilde etkiler. İran, daha önce de bu boğazı kapatmakla tehdit etmişti. Bu tehdit, Çin ve Hindistan gibi enerji bağımlısı ülkeleri de endişelendiriyor. Ayrıca, Rusya'nın Hazar Denizi'ndeki varlığı, bölgedeki jeopolitik denkleme yeni bir boyut ekliyor.
ABD'nin askeri güç kullanmaktan kaçınması, İran'a karşı uluslararası toplumda tam bir mutabakat olmadığını gösteriyor. Avrupa ülkeleri diplomasiyi önceliyor, ancak İran'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve uranyum zenginleştirmeyi artırması, bu çabaları zora sokuyor. Bölgede artan güvensizlik, aynı zamanda mülteci akımlarını ve insani krizleri de beraberinde getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimi yakından takip ediyor. Bu çatışmanın büyümesi, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkileyebilecek boyutlara ulaşabilir. Türkiye, enerji ihtiyacını büyük ölçüde ithalatla karşılıyor; bölgedeki istikrarsızlık, enerji fiyatları üzerinden Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İran'la sınır komşusu; olası bir çatışma, sınır güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye'nin Katar'daki askeri üssü ve Körfez ülkeleriyle olan ilişkileri de bu gerilimden etkilenebilir. Ankara, şu ana kadar tarafları sağduyuya çağıran bir konum benimsedi; ancak bölgenin bir savaş senaryosuna sürüklenmesi, Türkiye'yi yeni bir göç ve güvenlik kriziyle karşı karşıya bırakabilir.