ABD ile İran arasındaki askeri çatışmanın sona ermesiyle birlikte, Tahran yönetimi şimdi çok daha karmaşık bir iç mücadeleyle karşı karşıya. Dini liderlik, askeri saldırıyı püskürtmeyi başarmış olsa da, asıl sınav şimdi başlıyor: Saldırılardan sağ çıkmanın zaferiyle coşan sertlik yanlıları ile derin bir yoksulluk ve öfke içindeki halkın çatışan taleplerini yönetmek. Dubai ve Londra merkezli haberlere göre, İran'da sokaklar sessiz ama gergin; halk, savaşın bitmesine rağmen ekonomik krizin daha da derinleşeceğinden endişeli.
Rejimin İkilemi: Sertlik Yanlılarına mı, Halka mı?
Savaşın sona ermesi, İran'da siyasi dengeleri yeniden şekillendiriyor. Devrim Muhafızları ve muhafazakâr kanat, ABD saldırılarına karşı gösterilen direnişi bir zafer olarak sunuyor ve bu başarının getirdiği siyasi sermayeyi kullanarak reformist sesleri bastırmaya çalışıyor. Ancak bu zafer naraları, yıllardır süren ekonomik yaptırımlar, yüksek enflasyon ve işsizlikle boğuşan milyonlarca İranlı için anlamsız. Tahran'da yaşayan bir esnaf, "Savaş bitti diye seviniyorlar ama biz hâlâ ekmeği bulamıyoruz. Bu rejim, halkın sorunlarını unuttu" diyor.
İran yönetimi, bir yandan devrimci idealleri canlı tutmak isterken diğer yandan halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda. Ancak bütçenin büyük kısmı askeri harcamalara ve bölgesel milislere aktarıldığı için sosyal yardımlar yetersiz kalıyor. Ekonomistlere göre, İran'da resmi enflasyon yüzde 40'ı aşarken, gıda fiyatlarındaki artış yüzde 100'ü buluyor. Bu tablo, rejime olan güveni hızla aşındırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran'ın İç Krizinin Yansımaları
İran'daki bu iç çalkantı, sadece ülke sınırlarıyla sınırlı kalmayacak. Bölgesel güçler, İran'ın iç istikrarsızlığını kendi çıkarları için kullanmaya çalışabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın zayıflamasından memnuniyet duyarken, İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik endişelerini sürdürüyor. Öte yandan, İran'ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki vekil güçleri, Tahran'ın iç sorunlarına rağmen faaliyetlerine devam ediyor; ancak merkezden gelecek mali ve lojistik desteğin azalması, bu grupları zor durumda bırakabilir.
Küresel enerji piyasaları da İran'daki gelişmeleri yakından izliyor. İran, dünyanın en büyük petrol ve gaz rezervlerine sahip ülkelerden biri. Ülkedeki siyasi belirsizlik ve olası iç karışıklıklar, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu da iç siyasi dengelerden etkilenecek; sertlik yanlılarının güçlenmesi, anlaşma umutlarını zora sokabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'daki gelişmeleri dikkatle takip ediyor. İran'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir güvenlik riski oluşturabilir. Özellikle Irak ve Suriye'deki İran destekli milislerin durumu, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadelesi açısından kritik. Ekonomik olarak, İran ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi (yaklaşık 10 milyar dolar) ve doğalgaz ithalatı düşünüldüğünde, İran'daki bir iç kriz Türkiye'yi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'daki nükleer müzakerelerin akıbeti, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel nüfuz mücadelesi açısından belirleyici olacak. Türkiye, bu süreçte hem diplomatik kanalları açık tutmalı hem de olası sığınmacı akınlarına karşı hazırlıklı olmalıdır.