Pakistan'da haziran sonundan bu yana etkili olan şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı sel felaketinde en az 109 kişi hayatını kaybetti. Ülkenin güneyindeki Sindh ve Belucistan eyaletlerinde su baskınları nedeniyle yüzlerce köy sular altında kaldı; binlerce kişi evlerini terk ederek teknelerle güvenli bölgelere ulaştırılmaya çalışılıyor. Yetkililer, su seviyelerinin yükselmeye devam ettiğini ve önümüzdeki günlerde daha fazla bölgenin etkilenebileceğini belirtiyor.
Felaketin Boyutları ve Kurtarma Çalışmaları
Pakistan Ulusal Afet Yönetim Kurumu (NDMA) verilerine göre, 25 Haziran'dan bu yana ülke genelinde sel kaynaklı olaylarda 109 kişi yaşamını yitirdi, 89 kişi yaralandı. En çok can kaybı, Pencap ve Hayber Pahtunhva eyaletlerinde meydana geldi. Sel suları, yolları ve köprüleri kullanılamaz hale getirirken, birçok bölgede elektrik ve içme suyu şebekeleri çöktü. Binlerce aile, gıda ve temiz suya erişimden yoksun şekilde açık alanlarda ya da geçici barınaklarda yaşam mücadelesi veriyor.
Kurtarma ekipleri, ordu ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgeye sevk edilen tekneler ve helikopterlerle mahsur kalanları tahliye etmeye çalışıyor. Sindh eyaletinin Dadu ve Jamshoro bölgeleri, selden en çok etkilenen yerler arasında. Görgü tanıkları, evlerinin yalnızca çatılarının suyun üzerinde görülebildiğini, insanların çatılara sığınarak yardım beklediğini aktarıyor. Pakistan Meteoroloji Dairesi, muson yağışlarının önümüzdeki hafta da süreceğini, bazı bölgelerde daha fazla sağanak beklendiğini duyurdu.
Sel felaketi, Pakistan'ın iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelerden biri olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Ülkede 2022 yılında yaşanan ve milyonlarca kişiyi etkileyen tarihi sel felaketinin ardından altyapı ve afet yönetimi konusunda ciddi eksiklikler bulunuyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık ve şiddetli hava olaylarının yaşanacağını, bu nedenle kalıcı çözümler gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan'daki sel felaketi yalnızca ulusal bir kriz değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı tehdit eden bir insani durum. Komşu ülkeler ve uluslararası toplum, Pakistan'a yardım etmek için harekete geçti. Birleşmiş Milletler, acil durum fonlarından 10 milyon dolar tahsis ederken, Türkiye, Suudi Arabistan, Çin ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler de insani yardım göndermeyi taahhüt etti. Ancak yardımların yetersiz kaldığı, özellikle kırsal bölgelerdeki erişim sorunlarının kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığı belirtiliyor.
Bu felaket, Güney Asya'da iklim değişikliğinin yol açtığı sorunların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Hindistan ve Bangladeş gibi komşu ülkelerde de muson yağışları nedeniyle benzer sel felaketleri yaşanıyor. Uzmanlar, bölge ülkelerinin ortak bir iklim stratejisi geliştirmesi ve sınır aşan su kaynaklarının yönetimi konusunda iş birliği yapması gerektiğini ifade ediyor. Öte yandan, küresel ısınmanın etkisiyle bu tür aşırı hava olaylarının daha sık yaşanacağı tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan'daki sel felaketi, Türkiye'nin insani yardım konusundaki aktif rolünü bir kez daha öne çıkarıyor. Türkiye, kardeş ülke olarak gördüğü Pakistan'a geçmişte de doğal afetlerde kapsamlı yardımlarda bulunmuştu. Bu felaketin ardından Türkiye'nin hızlı bir şekilde yardım göndermesi, iki ülke arasındaki güçlü bağları pekiştirecektir. Ayrıca, Türkiye'nin afet yönetimi konusundaki deneyimi ve kurumları, Pakistan'ın yeniden yapılanma sürecine katkı sağlayabilir. Bu tür felaketler, küresel iklim değişikliği mücadelesinde uluslararası iş birliğinin önemini ortaya koyarken, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak etkinliğini artırma fırsatı sunmaktadır.