İngiltere’de bir mahkeme, geçtiğimiz yıl Londra’nın Wimbledon semtinde İran rejimi adına bir gazeteciye bıçaklı saldırı düzenleyen iki Rumen vatandaşını ağır hapis cezalarına çarptırdı. Londra Merkez Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıklardan Constantin Emanuel ve Ionut-Andrei adlı kişiler, 2024 yılında İran yönetiminin talimatıyla İngiltere’de yaşayan gazeteci Fars Soufizadeh’i hedef aldı. Mahkeme, Emanuel’i 12 yıl, diğer sanığı ise 8 yıl hapis cezasına çarptırdı. Savcılık, saldırının İran rejiminin sürgündeki muhalifleri susturmak için yurtdışında gerçekleştirdiği planlı bir operasyonun parçası olduğunu belirtti.
Wimbledon'daki saldırının perde arkası
Olay, 2024 yılında Londra’nın güneybatısındaki Wimbledon bölgesinde meydana geldi. İran asıllı gazeteci Fars Soufizadeh, evine yaklaştığı sırada iki kişinin bıçaklı saldırısına uğradı. Saldırganlar, gazetecinin yüz ve boyun bölgesine defalarca bıçak sapladı. Ağır yaralanan Soufizadeh, hastaneye kaldırılarak uzun süren bir tedavinin ardından hayata döndü. İngiliz polisi, saldırının hemen ardından yürüttüğü soruşturmada zanlıların Rumen uyruklu olduğunu tespit etti. Yapılan incelemelerde, saldırganların İran istihbarat servisleriyle bağlantılı kişilerden para ve talimat aldığı ortaya çıktı. Mahkeme duruşmalarında, Emanuel ve diğer sanığın İran yönetimiyle irtibatlı bir aracı aracılığıyla Soufizadeh’i takip ettiği ve saldırıyı planladığı kanıtlandı. Yargıç, kararında İran rejiminin yurtdışındaki muhaliflere yönelik tehditlerinin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.
İran'ın yurtdışı operasyonlarının bölgesel boyutu
Bu saldırı, İran’ın son yıllarda Avrupa ve Amerika kıtasında artan yurtdışı operasyonlarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Tahran yönetimi, başta gazeteciler, aktivistler ve muhalifler olmak üzere rejim karşıtı sesleri susturmak için yurtdışında silahlı saldırı, kaçırma ve suikast girişimlerinde bulunmakla suçlanıyor. Geçtiğimiz yıllarda Almanya, Fransa ve ABD’de benzer olaylar yaşanmıştı. Özellikle İran’ın nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle uluslararası baskı altında olduğu bir dönemde bu tür eylemler, Tahran’ın diplomatik izolasyonunu derinleştiriyor. Batılı istihbarat örgütleri, İran Devrim Muhafızları’na bağlı bir birimin yurtdışı operasyonlardan sorumlu olduğunu belirtiyor. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, olayın ardından Tahran’daki büyükelçisini çağırarak protesto etmiş ve yeni yaptırımlar uygulamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, İran’ın yurtdışındaki muhaliflere yönelik operasyonlarının Avrupa’da da devam ettiğini gösteriyor. Türkiye, İran’la sınır komşusu olması ve bölgesel bir güç olması nedeniyle bu tür eylemlerin yakın takipçisidir. Özellikle Türkiye’de yaşayan İranlı muhaliflerin veya gazetecilerin benzer tehditlerle karşı karşıya kalma ihtimali, Ankara için güvenlik riski oluşturuyor. Ayrıca İran’ın bölgesel politikaları, Türkiye’nin Orta Doğu’daki çıkarlarıyla zaman zaman çatışabiliyor. Bu nedenle İran’ın yurtdışı operasyonlarının AB ve ABD tarafından ciddi şekilde ele alınması, Türkiye’nin de ortak güvenlik önlemleri geliştirmesi açısından önem taşıyor.