İran’da, özellikle 2022’deki Mahsa Amini protestolarında hayatını kaybedenlerin aileleri, rejimin en üst düzey yetkililerinden biri olan Ayetullah Ali Hamaney’in anma törenlerinin görkemli bir şekilde düzenlenmesine tepki gösteriyor. Hamaney’in 85 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından, devlet medyası ve resmi kurumlar tarafından organize edilen törenler, muhalifler tarafından “acımasız bir diktatörün” ölümünün kutlanması olarak nitelendiriliyor. Tahran, Meşhed ve Kum gibi büyük şehirlerde düzenlenen anma etkinliklerine milyonlarca kişinin katıldığı iddia edilirken, bağımsız kaynaklar bu sayıların abartılı olduğunu belirtiyor.
Muhalif Sesler ve Rejimin Tören Stratejisi
Ayetullah Hamaney, 1989’dan bu yana İran’ın en yüksek dini ve siyasi lideriydi. Onun yönetimi altında ülke, iç baskılarla ve uluslararası yaptırımlarla boğuştu. Özellikle 2022’de Mahsa Amini’nin gözaltında ölümünün ardından patlak veren protestolar, yüzlerce kişinin ölümüne ve binlerce kişinin tutuklanmasına yol açtı. Bu süreçte hayatını kaybedenlerin aileleri, Hamaney’in anma törenlerinin, rejimin kendi propagandasını yapmak için bir fırsat olarak kullandığını düşünüyor. Ölenlerin aileleri adına konuşan bir aktivist, “Bir yandan çocuklarımızı öldüren rejim, diğer yandan Hamaney için görkemli törenler düzenliyor. Bu, acılarımızı yok saymak anlamına geliyor” dedi.
Rejim, Hamaney’in ölümünü bir birlik sembolü haline getirmeye çalışıyor. Devlet televizyonu, sürekli olarak halkın lidere olan bağlılığını vurgulayan görüntüler yayınlıyor. Ancak sosyal medyada, törenlere katılmayı reddeden ve hükümeti eleştiren çok sayıda kullanıcı, “Hamaney’e ağlamıyoruz, özgürlük istiyoruz” etiketi altında paylaşımlar yapıyor. Bağımsız analistler, bu durumun rejimin meşruiyetini sorguladığını ve toplumsal kırılmayı derinleştirdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hamaney’in ölümü, İran’ın bölgesel politikalarında da önemli bir dönüm noktası olabilir. Hizbullah, Hamas ve Yemen’deki Husiler gibi İran destekli gruplar, Hamaney’in ölümünü kınayan veya taziye mesajı yayınlayan açıklamalar yaptı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel rakipler ise daha temkinli bir dil kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, İran’da özgürlük mücadelesi verenlere destek mesajı verdi ve Hamaney döneminde işlenen insan hakları ihlallerini kınadı. Avrupa Birliği de benzer bir tutum sergileyerek, İran’da demokratik reformların önemini vurguladı.
Törenlerin görkemi, özellikle İran’ın ekonomik kriz içinde olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Enflasyonun yüzde 40’ın üzerinde olduğu ülkede, halkın büyük bir kısmı temel ihtiyaçları karşılamakta zorlanırken, devletin bu ölçüde masraf yapması tepki çekiyor. Rejim karşıtları, törenler için harcanan paranın halkın refahı için kullanılması gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki bu gelişmeler, Türkiye’nin Ortadoğu politikası açısından yakından takip edilmelidir. İran’da yaşanabilecek bir istikrarsızlık, bölgede güç boşluğu yaratabilir ve bu durum özellikle Suriye, Irak ve Yemen’deki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, İran’la kuzey Irak ve Suriye’deki PKK varlığı konusunda doğrudan bir anlaşmazlık yaşamasa da, İran’ın Türkiye’nin güneydoğusundaki bazı Kürt gruplara verdiği destek bilinmektedir. Ayrıca iki ülke, enerji ve ticaret alanlarında önemli bir ilişkiye sahiptir; doğalgaz ithalatının bir kısmı İran’dan yapılmaktadır. Bu nedenle, Hamaney sonrası dönemde İran’da olası bir güç mücadelesi, Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türk diplomatların, İran’daki gelişmeleri dikkatle izlemesi ve gerektiğinde yeni denklemler oluşturması önem arz etmektedir.