İran'ın güneyindeki Minab kentinde, yaklaşık beş ay önce bir okula düzenlenen saldırıda 120 çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından bölgede yas ve öfke sürüyor. BBC ekibi, olay yerinde bir öğretmen ve bir anneyle konuşarak saldırının dehşetini ve geride bıraktığı derin yaraları aktardı. Saldırı, ülke genelinde büyük tepki çekerken, olayın failleri henüz net olarak belirlenemedi.
Minab'ta Dehşet Dolu Anlar
Minab kentindeki bir kız okuluna düzenlenen saldırıda, bombalı bir araç ve silahlı saldırganlar etkili oldu. Olayda hayatını kaybeden 120 çocuğun yanı sıra çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırıyı üstlenen herhangi bir grup olmazken, İran yönetimi olayı terör saldırısı olarak nitelendirdi. Görgü tanıkları, saldırı sırasında panik ve kaosun hakim olduğunu, ailelerin çocuklarını aramak için saatlerce beklediğini anlattı.
Okulun öğretmenlerinden biri olan Zehra, BBC'ye yaptığı açıklamada, 'O gün sınıfta ders anlatıyordum, aniden büyük bir patlama oldu. Her yer toz ve duman içindeydi. Çocuklar çığlık atıyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken silah sesleri duyduk. Dışarı çıktığımda manzara korkunçtu' dedi. Saldırıda iki çocuğunu kaybeden bir anne ise, 'Çocuklarımın suçu neydi? Neden böyle bir şey yaptılar?' diyerek isyanını dile getirdi.
İran'da Tepkiler ve Soruşturma
Saldırı, İran genelinde büyük protestolara yol açtı. Minab'ta binlerce kişi sokaklara dökülerek hükümete tepki gösterdi. Göstericiler, saldırının ardından yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını ve soruşturmanın yavaş ilerlediğini belirtti. İran hükümeti, saldırının faillerinin yakalanması için özel bir ekip kurduğunu açıkladı, ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilmedi. Bazı muhalif gruplar, saldırıyı hükümetin bölgedeki etnik gruplara yönelik baskıcı politikalarına bağlarken, resmi makamlar bu iddiaları reddetti.
Uluslararası toplumdan da saldırıya kınama mesajları geldi. Birleşmiş Milletler, olayın bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılması çağrısında bulundu. ABD ve Avrupa Birliği, İran'a taziyelerini iletti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu saldırı, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel güvenlik ortamını etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, sınır komşusu İran'da yaşanan istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek bir konumda. Özellikle terör örgütlerinin bölgedeki varlığı, iki ülke arasında güvenlik işbirliğini zorunlu kılıyor. Bu tür saldırıların sivil halkı hedef alması, Türkiye'nin de benzer tehditlerle karşı karşıya olduğu gerçeğini hatırlatıyor. Türkiye'nin, bölgesel istikrarın sağlanması ve terörün önlenmesi için İran'la diyalog içinde olması, ancak aynı zamanda kendi sınır güvenliğini de gözetmesi önem taşıyor.