İran'ın güneyindeki Minab kasabasında bulunan bir kız ilkokuluna düzenlenen ve en az 175 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırının üzerinden dört ay geçti. Ancak olayla ilgili yürütülen gizli soruşturmanın sona erdiği ve ABD Başkanı Donald Trump ile Savunma Bakanı Pete Hegseth'in bulguları kamuoyundan gizleyebileceği yönündeki endişeler giderek büyüyor. Saldırı, ABD ordusunun son on yıllardaki en ölümcül sivil bombardımanlarından biri olarak kayıtlara geçti.
Saldırının Arka Planı ve Soruşturma Süreci
ABD merkezli bir insan hakları örgütü olan Demokrasi için İranlılar (DI) tarafından yürütülen soruşturma, saldırının ABD'ye ait bir İHA tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koydu. Saldırıda, aralarında çoğu 6-12 yaş arası kız çocuğu olmak üzere 175 kişi hayatını kaybetti. Örgüt, saldırının hedefinin okul değil, yakındaki bir askeri tesis olduğunu, ancak istihbarat hatası nedeniyle okulun vurulduğunu belirtti. DI, raporunu Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı'na sunmuş ancak herhangi bir yanıt alamamıştı.
Kaynaklara göre, Trump yönetimi soruşturmanın kapatılması için yoğun baskı uyguladı. Başkan Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı Mike Waltz ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, raporun kamuoyuyla paylaşılmasını engellemek için harekete geçtiği iddia ediliyor. Hegseth'in, "Bu tür olaylar ordumuzun moralini bozar ve düşmanlara propaganda malzemesi verir" dediği bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İran Gerilimi Tırmanıyor
Minab'daki katliam, ABD-İran arasındaki gerginliği daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, olayı "savaş suçu" olarak nitelendirdi ve uluslararası topluma çağrıda bulundu. BM İnsan Hakları Konseyi'ne yapılan başvuruda, ABD'nin saldırıyı araştırması ve sorumluları yargılaması talep ediliyor. Ancak Washington yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Olay, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığına ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve askeri baskısı devam ederken böyle bir olayın bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirebileceğini belirtiyor. Özellikle İran'ın nükleer programı konusunda tırmanan gerilimle birlikte Minab saldırısı, iki ülke arasında diplomatik bir çözümü daha da zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Minab'daki bombalama, Türkiye'nin güney komşusu İran'da yaşanan bir insanlık dramı olarak Türk dış politikasını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması ve sivil kayıpların önlenmesi konusunda hassas bir duruş sergiliyor. Bu olay, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri müdahalelerinin sivil halk üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye'nin, İran'la sınır güvenliği ve enerji işbirliği gibi alanlarda işbirliği yaparken, aynı zamanda bölgede yeni bir çatışma odağının oluşmasını engellemek için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor. Ayrıca, insani krizlerin önlenmesi için uluslararası hukukun üstünlüğüne vurgu yapması muhtemel.