G7 Zirvesi sırasında liderlere dağıtılan sızdırılmış bir taslak belgeye göre, ABD ile İran arasında yürütülen kapsamlı çerçeve anlaşması, Tahran yönetiminin nükleer silah geliştirme hedefinden tamamen vazgeçmesini öngörüyor. Buna karşılık Washington, İran'a 300 milyar dolarlık bir finansal paket sunuyor. Anlaşma, yıllardır devam eden uranyum zenginleştirme krizini çözmeyi ve Orta Doğu'da kalıcı bir istikrar tesis etmeyi amaçlıyor. Taslak metin, henüz müzakerelerin ilk aşamalarında olduğu için nihai hali değil, ancak iki ülke arasındaki yakınlaşmanın somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Taslak Anlaşmanın Kilit Maddeleri ve Müzakerelerin Seyri
Belgeye göre İran, nükleer silah üretimine yönelik her türlü faaliyeti durduracak ve mevcut stokundaki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu yurt dışına gönderecek ya da seyreltecek. Karşılığında ABD, İran'a 300 milyar doları bloke hesaplardan serbest bırakma, yeni yatırım fonları oluşturma ve bazı petrol ihracatı kısıtlamalarını kaldırma taahhüdünde bulunuyor. Ayrıca ABD, İran'ın uluslararası bankacılık sistemine entegrasyonunu kolaylaştıracak adımlar atmayı kabul ediyor. Taslak, İran'ın balistik füze programına ise sınırlı kısıtlamalar getiriyor; bu maddelerin müzakere masasında en çok tartışılan başlıklar arasında olduğu belirtiliyor. G7 liderleri, taslağı “diplomatik bir kırılma” olarak nitelendirirken, özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron süreci aktif bir şekilde destekliyor. Ancak İran tarafı anlaşmanın “hiçbir şekilde kesin olmadığını” ve “kırmızı çizgilerinin korunması gerektiğini” vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Anlaşmanın sağlanması, Orta Doğu'da dengeleri kökünden değiştirebilir. Suudi Arabistan, İsrail ve BAE gibi aktörler, İran'ın nükleer silah sahibi olmasından ciddi endişe duyuyor. Özellikle İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik kapsamlı hava saldırıları planladığını açıklamıştı. Bu anlaşma, İsrail'in askeri seçeneklerini rafa kaldırmasına neden olabilir. Diğer yandan, Küresel Güney ülkeleri ve enerji piyasaları, İran petrolünün yeniden küresel pazarlara dönmesinin enerji fiyatlarını düşürebileceğini hesap ediyor. Ancak ABD Kongresi'nde anlaşmaya karşı güçlü bir muhalefetin olduğu biliniyor; özellikle Cumhuriyetçiler, İran'a verilecek tavizlerin çok büyük olduğunu savunuyor. BM Gözetim Kurulu raporları, İran'ın nükleer altyapısının hâlâ tam olarak şeffaf olmadığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve ticari ilişkilerinin yanı sıra enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecektir. Anlaşma hayata geçerse, İran ekonomisinin rahatlaması Türkiye ile ticareti artırabilir; ancak ABD yaptırımlarının kalkmasıyla İran'ın enerji ihracatında rekabet gücü artabilir. Güvenlik açısından, İran'ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek Türkiye'nin bölgesel istikrar hedefleriyle örtüşüyor. Öte yandan, PKK ve terörle mücadelede İran'ın tutumu, anlaşma sonrası değişebilir. Türkiye'nin, diplomatik süreçte aktif bir rol üstlenmesi ve anlaşmanın şartlarının tüm bölgesel aktörlerin çıkarlarını dengelemesi Ankara'nın çıkarına olacaktır.