İran, Amerika Birleşik Devletleri ile devam eden savaşı sona erdirecek bir mutabakat zaptı imzalamak üzere harekete geçti. İranlı yetkililer, imza törenine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlığında bir heyetin katılacağını duyurdu. İran resmi medyasına yansıyan haberlere göre, imza töreninin İsviçre'de yapılması planlanıyor. Ancak törenin kesin yeri ve formatı henüz netlik kazanmış değil. Gelişme, İran'ın nükleer programı ve bölgesel politikaları nedeniyle yıllardır süregelen gerginliğin ardından geldi. ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler aylardır devam ediyordu. İran heyetinin başında Meclis Başkanı'nın yer alması, anlaşmaya siyasi bir ağırlık kazandırma ve iç kamuoyuna güçlü bir mesaj verme amacı taşıyor. Kalibaf, Muhafazakar kanadın önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor. Anlaşmanın imzalanması, özellikle enerji piyasaları ve bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabilir.
Gelişmenin arka planı: ABD-İran ilişkilerinde yeni bir sayfa mı?
İran ile ABD arasındaki düşmanlık, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana devam ediyor. Son yıllarda ise gerginlik, İran'ın nükleer çalışmaları ve bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler nedeniyle tırmanmıştı. ABD'nin 2018'de Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Bununla birlikte, son aylarda dolaylı müzakerelerin hız kazandığı görülüyor. İran heyetinin başında Meclis Başkanı Kalibaf'ın olması, anlaşmaya hem hükümet hem de parlamento düzeyinde destek verildiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Kalibaf, daha önce İran Devrim Muhafızları Ordusu'nda önemli görevler üstlenmiş ve 2013-2020 yılları arasında Tahran Belediye Başkanlığı yapmıştı. Anlaşmanın imzalanması, İran ekonomisi üzerindeki yaptırım baskısını hafifletme potansiyeli taşıyor. Ancak İran'ın nükleer programı ve balistik füze kapasitesi konusunda taraflar arasında hâlâ ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. İsviçre, ABD ile İran arasında uzun yıllardır arabuluculuk yapan bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu nedenle imza töreni için İsviçre'nin seçilmesi, diplomatik geleneğe uygun bir tercih olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu'da dengeler nasıl etkilenir?
İran ile ABD arasında varılacak bir anlaşma, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu bölgesindeki güç dengelerini etkileme potansiyeline sahip. İran'ın başlıca bölgesel rakipleri arasında Suudi Arabistan, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bulunuyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri saldırı tehditlerini sık sık dile getiriyor. Olası bir anlaşma, İsrail'in bu tehditlerini rafa kaldırmasına neden olabilir. Suudi Arabistan ise İran'ın Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerden endişe duyuyor. Anlaşma, İran'ın bölgesel politikalarında bir yumuşamayı beraberinde getirebilir. Öte yandan Körfez ülkeleri, İran ile ABD arasındaki olası bir yakınlaşmanın kendi çıkarlarına zarar verebileceği endişesini taşıyor. Küresel ölçekte ise enerji piyasaları, anlaşmanın sonuçlarına odaklanmış durumda. İran'ın enerji ihracatına yönelik yaptırımların kalkması, petrol ve doğal gaz fiyatlarını düşürebilir. Bu durum, Rusya ve OPEC ülkeleri için olumsuz bir etki yaratabilir. Anlaşmanın bir diğer önemli boyutu ise Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzu. İran, bu iki ülkeyle yakın ilişkilerini sürdürüyor. Anlaşma, İran'ın batıyla ilişkilerini normalleştirerek Pekin ve Moskova'nın elini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD anlaşması, Türkiye'nin komşusu olan İran'da istikrarı artırabilir ve bölgesel gerilimi azaltabilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından da olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. İran doğal gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınmasına yönelik projeler yeniden gündeme gelebilir. Ayrıca, İran'a uygulanan yaptırımların hafiflemesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırabilir. Ancak anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini tamamen sonlandırmaması halinde, Türkiye'nin güvenlik endişeleri devam edebilir. Özellikle PKK'nın İran kolu olan PJAK'ın durumu ve İran'ın Suriye'deki varlığı, Türkiye'nin dikkatle izlediği konular arasında yer alıyor.