Birleşik Krallık’taki hapishanelerde Müslüman mahkumlara yönelik sistematik ayrımcılık yapıldığına dair yeni bir araştırma, Orta Doğu merkezli haber sitesi Middle East Eye tarafından yayımlandı. İngiltere’deki cezaevi sisteminde Müslümanların, dini kimlikleri nedeniyle diğer mahkumlara kıyasla daha ağır koşullarla karşılaştığını, dini ihtiyaçlarının göz ardı edildiğini ve cezaevi personelinin önyargılı tutumlarına maruz kaldığını ortaya koyan araştırma, bu durumun İngiliz ceza adaleti sisteminde ciddi bir insan hakları sorunu oluşturduğuna işaret ediyor.
Araştırmanın Bulguları
Araştırmaya göre, İngiltere’deki Müslüman mahkumlar, dini ibadetlerini yerine getirmekte zorlanıyor, helal gıda temininde sorun yaşıyor ve cezaevi yönetimleri tarafından 'radikalleşme potansiyeli' yüksek grup olarak etiketleniyor. Raporda, özellikle genç Müslüman mahkumların terörle mücadele yasaları kapsamında daha sıkı denetime tabi tutulduğu, ayrımcılığın sistematik hale geldiği vurgulanıyor. Araştırma kapsamında 50’den fazla eski ve mevcut mahkumla yapılan görüşmeler, cezaevi personelinin Müslümanlara yönelik olumsuz tutumlarını ve İslamofobik söylemlerini belgeliyor.
Birleşik Krallık Adalet Bakanlığı’nın resmi verilerine göre, ülke genelindeki mahkumların yaklaşık %15’ini Müslümanlar oluşturuyor. Bu oran, Müslümanların genel nüfustaki payının (yaklaşık %5) üç katına denk geliyor. Araştırmacılar, bu orantısızlığın kısmen sistemik ayrımcılıktan kaynaklandığını, Müslümanların daha ağır cezalar aldığını ve rehabilite edilme şanslarının daha düşük olduğunu ifade ediyor.
Global Tepkiler ve Benzer Örnekler
İngiltere’deki Müslüman mahkumlara yönelik bu ayrımcılık, sadece bir iç mesele olmanın ötesinde, uluslararası insan hakları örgütlerinin de dikkatini çekiyor. Human Rights Watch ve Amnesty International gibi kuruluşlar, İngiltere’nin cezaevi sistemindeki İslamofobik uygulamaları kınarken, benzer sorunların Fransa, Almanya ve ABD gibi diğer Batı ülkelerinde de yaşandığı belirtiliyor. Araştırmanın yayımlanmasının ardından, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne de konuyla ilgili bir şikayet başvurusu yapılması planlanıyor. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde Batı ülkelerinde Müslümanlara yönelik güvenlik endişelerinin arttığı ve bunun cezaevi politikalarına yansıdığı değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Avrupa ülkelerindeki Müslüman toplulukların hakları konusunda duyarlılığını artırması açısından önemlidir. Türkiye, Avrupa Konseyi ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda, Müslümanlara yönelik ayrımcılıkla mücadele çağrılarını güçlendirebilir. Ayrıca, İngiltere ile ikili ilişkilerde insan hakları ve dini özgürlükler konusunu gündeme getirebilir. Küresel ölçekte ise, Batı ülkelerindeki İslamofobi ve ayrımcı politikaların, radikalleşmeyi körükleyebileceği; Türkiye’nin bu noktada yapıcı diyalog ve entegrasyon modelleri sunmasının önemli olduğu düşünülmektedir.