İran, Perşembe günü komşu Körfez ülkelerindeki ABD askeri tesislerine yönelik saldırı düzenlediğini duyurdu. Tahran yönetimi, bu hamleyi ABD'nin İran'ın güney kıyı ve doğu eyaletlerine düzenlediği hava saldırılarına karşılık olarak nitelendirdi. Gelişme, üç hafta önce imzalanan ateşkes anlaşmasını ciddi şekilde zorlarken, İran aynı anda öldürülen lideri için cenaze töreni hazırlıklarına devam ediyor. Bölgede tansiyonun yeniden tırmanması, uluslararası toplumun endişelerini artırdı.
Saldırının ayrıntıları ve arka plan
İran Devrim Muhafızları tarafından yapılan yazılı açıklamada, 'Düşmanın saldırganlığına misilleme olarak, Basra Körfezi'ndeki ABD askeri üsleri ve lojistik tesisleri hassas füzelerle vurulmuştur' ifadelerine yer verildi. Açıklamada hedeflerin tam olarak hangi ülkelerde bulunduğu belirtilmezken, bölgesel kaynaklar saldırıların Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki üsleri kapsadığını bildirdi. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise saldırılarda önemli bir hasar olmadığını, ancak bazı askerlerin yaralandığını doğruladı.
Çatışmalar, 18 Haziran'da imzalanan ateşkes anlaşmasının ardından yaşanan en büyük ihlal olarak kayıtlara geçti. Anlaşma, tarafların karşılıklı saldırıları durdurmasını ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin yeniden başlamasını öngörüyordu. Ancak ABD'nin geçen hafta İran'ın güney kıyı şehirlerine düzenlediği hava saldırıları, anlaşmanın temelden sarsılmasına yol açtı. İran yönetimi, bu saldırılarda en az 45 sivilin hayatını kaybettiğini iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın misilleme saldırıları, Körfez ülkelerinde alarm seviyesini yükseltti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, hava sahalarını kapatma ve savunma sistemlerini devreye sokma kararı aldı. Bölgedeki enerji tesislerinin güvenliği de yeniden gündeme gelirken, petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde arttı. Uluslararası Enerji Ajansı, olası bir arz kesintisine karşı acil durum planlarını devreye soktu.
Diplomatik cephede ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantıya çağrıldı. Rusya ve Çin, ABD'nin saldırılarını kınarken, Avrupa Birliği taraflara itidal çağrısında bulundu. İran'ın lideri için düzenlenecek cenaze töreninin ise bugün başkent Tahran'da yapılması planlanıyor. Milyonlarca kişinin katılması beklenen törende, yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilecek sert söylemlerin dile getirilmesinden endişe ediliyor.
Uzmanlar, mevcut gerginliğin 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından yaşanan krizi andırdığını belirtiyor. O dönemde İran, ABD'nin Irak'taki Ayn el-Esad üssüne balistik füzelerle saldırmış, ancak tırmanma kontrollü bir şekilde yönetilmişti. Ancak bu kez taraflar arasında doğrudan bir diyalog kanalının bulunmaması, durumu daha tehlikeli kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tahran ile Ankara arasında son dönemde artan ticari ve diplomatik temaslara rağmen, bu gelişme Türkiye'yi zor bir pozisyonda bırakıyor. NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkileri bulunan Türkiye, aynı zamanda İran ile komşu olmanın getirdiği güvenlik riskleriyle karşı karşıya. İran'daki istikrarsızlık, Doğu Anadolu'da olası göç dalgaları ve sınır ötesi terör hareketliliği açısından tehdit oluşturuyor. Ayrıca, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılayan Türkiye, olası bir ambargo veya arz kesintisinden doğrudan etkilenecektir. Bu nedenle Ankara'nın, hem ittifak yükümlülüklerini hem de bölgesel çıkarlarını dengeleyen bir arabuluculuk rolü üstlenmesi bekleniyor.