İran ve Irak hükümetleri, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in olası cenaze töreni için Şiilerin kutsal bölgelerinde koordinasyon sağlamak amacıyla Bağdat'ta bir araya geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin arasında gerçekleşen görüşmede, iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, Hürmüz Boğazı'ndaki son gelişmeler ve İran ile ABD arasındaki tırmanan gerilim ele alındı. Görüşme, bölgesel istikrarın sağlanması ve İranlı liderin vefatı durumunda olası senaryoların planlanması açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İran dini lideri Ali Hamaney'in 85 yaşında olması ve sağlık durumuna ilişkin spekülasyonlar, Tahran yönetimini olası bir güç boşluğuna karşı hazırlıklı olmaya itiyor. Hamaney'in vefatı durumunda cenaze töreninin Irak'ın Necef ve Kerbela gibi Şiiler için kutsal kentlerinde yapılması geleneksel bir beklenti olsa da, bu tür bir organizasyon iki ülke arasında sıkı koordinasyon gerektiriyor. Irak, Şii nüfusun yoğun olduğu ve İran'la derin dini bağları bulunan bir ülke olarak, bu süreçte kilit rol oynuyor.
Görüşmede ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik durumu da masaya yatırıldı. Bölge, küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yaparken, son dönemde İran ile ABD arasında yaşanan gerilimler nedeniyle uluslararası toplumun yakın takibinde. İran, boğazı kontrol etme kapasitesine sahip olduğunu sık sık vurgularken, ABD ise bölgedeki deniz güvenliğini sağlama iddiasında. İki ülkenin dışişleri bakanları, bu konuda ortak bir tutum geliştirme ve olası bir kriz anında koordinasyon mekanizmalarını oluşturma konusunda mutabık kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-Irak arasındaki bu görüşme, Orta Doğu'nun jeopolitik dengeleri açısından büyük önem taşıyor. İran'ın nüfuz alanında yer alan Irak, son yıllarda Tahran'ın bölgesel politikalarının bir parçası haline gelmiş durumda. Hamaney'in cenaze töreninin hazırlıkları, sadece dini bir ritüel değil, aynı zamanda İran'ın siyasi ve dini liderliğinin geleceğine dair sinyaller içeriyor. İran'da Hamaney'in yerine geçecek ismin belirlenmesi süreci, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkileyecek.
Öte yandan, ABD ile İran arasındaki gerilim, özellikle Trump yönetiminin son döneminde ve Biden yönetiminin başlarında tırmanış gösterdi. İran'ın uranyum zenginleştirme programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği destek, Washington'la Tahran arasındaki başlıca anlaşmazlık konuları. Bağdat görüşmesi, İran'ın bölgesel müttefikleriyle koordinasyon içinde olduğunu ve potansiyel bir askeri çatışma durumunda Irak'ın arabuluculuk rolünü üstlenebileceğini gösteriyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler ise küresel enerji piyasalarını etkileyebilecek nitelikte. Boğaz'da yaşanacak herhangi bir güvenlik sorunu, petrol fiyatlarında ani yükselişlere yol açarak dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. İran ve Irak'ın bu konuda birlikte hareket etmesi, OPEC ülkeleri arasındaki dayanışmanın da bir göstergesi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Irak ile komşu olması nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenecek ülkeler arasında yer alıyor. İran'da olası bir liderlik değişimi, Türkiye-İran ilişkilerinde yeni bir döneme işaret edebilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve Irak üzerinden yürütülen enerji koridorları projelerini etkileyebilir. Türkiye'nin hem İran hem de Irak'la dengeli bir diplomasi yürütmesi, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Cenaze hazırlıkları ise Türkiye'nin Şii nüfusuyla ilgili dini hassasiyetleri göz önünde bulundurmasını gerektirebilir.