İran, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçiş yapılmasına karşı sert bir uyarı yayımladı. Tahran yönetimi, uluslararası deniz hukuku çerçevesinde boğazdan geçişlerin önceden izne tabi olduğunu ve bu kurala uymayan gemilere müdahale edileceğini duyurdu. Açıklama, bölgede son dönemde artan askeri hareketlilik ve ABD ile İran arasında yaşanan gerginliklerin ardından geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alireza Tangsiri, yaptığı yazılı açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapacak tüm gemilerin, İran makamlarından önceden izin alması gerekmektedir. Aksi takdirde, gerekli önlemler alınacaktır' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapan kritik bir su yolu. Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan boğaz, İran, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin kıyılarıyla çevrili. İran, uluslararası hukuka göre kıyı devleti olarak boğazdan geçişleri düzenleme hakkına sahip olduğunu savunuyor. Ancak uluslararası toplum, boğazdan geçişin 'transit geçiş' rejimine tabi olduğunu ve kıyı devletlerinin bu geçişi engelleme hakkının sınırlı olduğunu belirtiyor. İran'ın bu son uyarısı, özellikle İsrail ve ABD ile yaşanan gerginliklerin bir yansıması olarak görülüyor. Son haftalarda İran, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak bölgede askeri tatbikatlarını artırmış, Yemen'deki Husiler ise Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, uluslararası topluma karşı bir pazarlık kozu olarak kullanabileceğini ve nükleer müzakerelerde elini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir gerginlik, küresel enerji piyasalarını anında etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Küresel petrol arzının yaklaşık %20'si bu boğazdan geçerken, doğal gaz taşımacılığında da kritik bir rol oynuyor. İran'ın daha önce 2019'da benzer bir uyarı yaparak bir İngiliz tankerine el koyması, bölgedeki gerilimi tırmandırmıştı. Şu anki durumda, ABD'nin bölgede askeri varlığını artırması ve İsrail'in İran'a yönelik olası bir saldırı hazırlığı içinde olduğu iddiaları, tansiyonu yükseltiyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İran'la diyalog kanallarını açık tutmaya çalışırken, Çin'in arabuluculuk çabaları da dikkat çekiyor. Çin'in, İran ile Suudi Arabistan arasında geçen yıl sağladığı normalleşme anlaşması, bölgesel dinamikleri değiştirmişti. Ancak İran'ın bu son uyarısı, Tahran'ın hala bölgesel bir tehdit olarak algılandığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir krizden doğrudan etkilenebilir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını daha da büyütebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji keşifleri ve boru hattı projeleri, bu tür jeopolitik riskler nedeniyle alternatif güzergâhların önemini artırıyor. Türkiye, bölgede diplomatik dengeyi korumaya çalışırken, İran'la enerji iş birliği ve ticari ilişkilerini sürdürmeye özen gösteriyor. Ancak İran'ın bu tür tek taraflı adımları, Ankara'nın enerji güvenliği stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.