İsrail'de Ultra-Ortodoks Yahudi toplumu (Haredim), hükümetin kendileri için zorunlu askerlik hizmetini genişletme planlarına karşı 19 şehirde eş zamanlı düzenlenen kitlesel protestolarla ülke genelinde ulaşımı felç etti. Çarşamba günü gerçekleşen eylemlerde yüzlerce araçtan oluşan konvoylar, düşük hızda ilerleyerek ana yolları ve kavşakları saatlerce kapattı. Polis, trafiği normale döndürmek için yoğun çaba sarf ederken, olaylarda herhangi bir gözaltı veya yaralanma bildirilmedi. Protestolar, İsrail toplumunda din-devlet ilişkileri ve eşit vatandaşlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Askerlik Muafiyeti ve Toplumsal Gerilim
İsrail'de Haredim olarak bilinen Ultra-Ortodoks Yahudiler, 1948'den bu yana dini eğitim kurumlarında (yeşiva) öğrenim görenlere tanınan muafiyet sayesinde zorunlu askerlik hizmetinden muaftır. Ancak bu muafiyet, laik ve dindar olmayan kesimler tarafından giderek daha fazla eleştirilmekte ve eşitsizlik olarak görülmektedir. İsrail Yüksek Mahkemesi'nin 2017'de muafiyet yasasını anayasaya aykırı bulması ve hükümete yeni bir düzenleme yapması için süre vermesiyle konu yeniden gündeme geldi. Koalisyon hükümeti, Haredi partilerinin desteğine bağımlı olan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğinde, toplumu askere alma planlarını ilerletmeye çalışıyor. Ancak Haredi liderler, dini eğitimin devlet güvenliği kadar önemli olduğunu savunarak her türlü zorunlu askerlik girişimine şiddetle karşı çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Protestolar, İsrail'in bölgesel güvenlik dinamikleri açısından kritik bir dönemde gerçekleşiyor. İran'la artan gerilim, Gazze Şeridi'ndeki durum ve Batı Şeria'da tırmanan şiddet olayları, İsrail ordusunun insan gücü ihtiyacını artırıyor. Haredi toplumunun askere alınması, orduya önemli sayıda yeni asker kazandıracak olsa da, bu kesimin orduya entegrasyonu beraberinde dini hassasiyetler, beslenme kuralları ve kadın-erkek ayrılığı gibi lojistik zorluklar getiriyor. Ayrıca, ABD ve Avrupa Birliği gibi uluslararası aktörler, İsrail'deki iç istikrarı yakından izliyor; çünkü iç bölünmelerin derinleşmesi, İsrail'in dış politikadaki elini zayıflatabilir. BM ve insan hakları örgütleri de Haredi toplumunun ayrımcılığa uğradığı iddialarını gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu iç dinamikler, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından dolaylı öneme sahiptir. İsrail'in iç istikrarsızlığı, özellikle Filistin meselesi ve Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği gibi konularda Ankara'nın elini güçlendirebilir. Hükümetin askerlik politikaları nedeniyle zayıflaması, Netanyahu koalisyonunu dış politikada daha uzlaşmacı bir tutuma itebilir. Ayrıca, Haredi toplumunun muhafazakar yapısı ile Türkiye'deki dini grupların devletle ilişkileri arasında paralellikler kurulabilir; ancak Türkiye'de zorunlu askerlik herkes için geçerli olduğundan doğrudan bir kıyaslama yapılamaz. Yine de, İsrail'deki din-devlet tartışmaları, Türkiye'nin laiklik ve dini özgürlükler konusundaki duyarlılığını yansıtan bir pencere sunmaktadır.