İran, Cumartesi günü yaptığı ani bir açıklamayla, küresel petrol ve doğalgaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nı tüm deniz trafiğine kapattığını duyurdu. Tahran yönetimi, bu kararın gerekçesi olarak ABD ve İsrail'in, bölgede geçerli olan ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini öne sürdü. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nden yapılan yazılı açıklamada, "ABD ve İsrail'in provokatif eylemleri ve ateşkesin açık ihlalleri nedeniyle, Hürmüz Boğazı'ndan geçişler güvenlik gerekçesiyle durdurulmuştur. Ticari gemiler ve tankerler bölgeye yaklaşmamalıdır" ifadelerine yer verildi. Karar, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının anında yükselmesine neden olurken, başta ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere büyük petrol üreticilerinden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Gelişmenin Arka Planı: Hürmüz Boğazı ve Ateşkes Anlaşması
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar bir su geçididir. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz rezervlerine ev sahipliği yapan bölgede, günde yaklaşık 17 milyon varil petrol bu boğazdan geçmektedir. İran, daha önce de benzer tehditlerde bulunmuş, ancak fiili bir kapatma gerçekleştirmemişti. Son günlerde bölgede tansiyon yükselmişti: ABD Donanması'na ait bir savaş gemisinin, İran'a ait bir insansız hava aracını düşürdüğü iddia edilmiş, İran da buna karşılık ABD'ye ait bir insansız hava aracını düşürdüğünü açıklamıştı. Ateşkes anlaşması, Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon arasında geçen yıl varılmıştı; İran'ın Husilere askeri destek verdiği biliniyor. Tahran, ABD ve İsrail'in bu anlaşmayı, özellikle Yemen kıyılarında devriye gemileri konuşlandırarak ihlal ettiğini savunuyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, "Ateşkes, sadece Yemen'de değil, tüm bölgeyi kapsayan bir güvenlik çerçevesidir. ABD ve İsrail'in saldırgan tutumu bu çerçeveyi çökertmiştir" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Korkusu ve Diplomatik Kriz
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel enerji arzını sekteye uğratma potansiyeli taşıyor. Petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 5'in üzerinde artarak varil başına 95 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, kapatmanın birkaç gün sürmesi halinde fiyatların 100 doları aşabileceğini belirtiyor. Asya ülkeleri, özellikle Japonya, Güney Kore ve Hindistan, petrol ihtiyaçlarının büyük kısmını Körfez ülkelerinden karşıladığı için en çok etkilenecek bölgeler arasında. ABD, Stratejik Petrol Rezervi'nden (SPR) piyasaya ek arz yapacağını açıklarken, Suudi Arabistan ve BAE'nin alternatif nakliye yolları geliştirme çabaları da hız kazandı. Bölgesel olarak, bu gelişme İran ile ABD arasında doğrudan bir çatışma riskini artırıyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgedeki deniz varlığını artırdığını duyurdu. İsrail ise henüz resmi bir açıklama yapmadı, ancak güvenlik kaynakları, İran'ın Hürmüz tehdidinin uzun süredir bilindiğini ve gerekli önlemlerin alındığını ifade etti. Diplomatik cephede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrılırken, Rusya ve Çin, tarafları itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Türkiye'yi doğrudan ve dolaylı yollardan etkileyecek bir gelişmedir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan ithal etmektedir. Boğazın kapanması, enerji maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıları derinleştirebilir ve sanayi üretimini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ve Basra Körfezi'ne yönelik ticaret hacmi, bu kriz nedeniyle daralabilir. Dolaylı olarak, küresel petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını büyütecek ve enerji sübvansiyonlarını zorlayacaktır. Ankara, bu tür krizlerde genellikle arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışsa da, mevcut jeopolitik gerilimde taraflar arasında diyalog kurmak zor görünüyor. Türkiye'nin kısa vadede alternatif enerji tedarikçileri arayışına girmesi ve diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.