İran Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Hedayat Mombeyni, Cuma günü yaptığı açıklamada, İran milli takımının Kuzey Amerika'da düzenlenen Dünya Kupası'nda gördüğü muamelenin turnuva tarihinde "karanlık bir nokta" olduğunu belirtti. Mombeyni, Tahran'da düzenlediği basın toplantısında, İranlı oyuncuların ve yetkililerin turnuva süresince siyasi baskı, ayrımcılık ve ev sahibi ülkelerin kısıtlayıcı politikalarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Gelişmenin arka planı
Mombeyni'nin bu sözleri, İran'ın son Dünya Kupası deneyiminin ardından gelen eleştirilerin bir parçası. İran takımı, turnuva sırasında birçok lojistik zorlukla karşılaştı. Oyuncuların maç öncesi antrenmanları için yeterli tesis bulunamadığı, konaklama koşullarının standardın altında olduğu ve vize işlemlerinde gecikmeler yaşandığı bildirildi.
Özellikle ABD ve Kanada'nın İran'a yönelik yaptırımları, futbolcuların bankacılık işlemlerini ve transfer ödemelerini olumsuz etkiledi. Mombeyni, bu durumun Dünya Kupası'nın evrensel ruhuna aykırı olduğunu vurguladı. Ayrıca, İranlı taraftarların stadyumlara girişine getirilen kısıtlamalar ve seyahat yasakları da eleştiri konusu oldu.
FIFA'nın bu konuda sessiz kaldığını belirten Mombeyni, uluslararası futbol kurallarının tüm ülkeler için eşit uygulanması gerektiğini söyledi. İran yetkilisi, turnuva boyunca yaşananların, İranlı futbolcuların motivasyonunu düşürdüğünü ve saha içi performansına yansıdığını iddia etti.
Bölgesel veya küresel boyut
İran'ın Dünya Kupası'ndaki muamelesi, sadece sportif bir mesele olmanın ötesinde, siyasi gerilimlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve iki ülke arasındaki gergin ilişkiler, spor alanında da kendini gösteriyor. İran, geçmişte de uluslararası spor organizasyonlarında siyasi engellerle karşılaşmış, 2022 Katar Dünya Kupası'nda da benzer sorunlar yaşanmıştı.
Bu durum, sporun siyasetten bağımsız olamayacağını gösteren bir örnek olarak uluslararası kamuoyunda tartışılıyor. İranlı yetkililer, ülkenin spor alanında karşılaştığı bu tür engelleri BM ve FIFA nezdinde gündeme getirmeyi planlıyor. Öte yandan, Batılı ülkeler İran'ın iç siyaseti ve insan hakları ihlalleri nedeniyle ikili spor ilişkilerinde mesafeli duruyor.
Bu olay, Orta Doğu'daki diğer ülkelerin de ev sahibi olduğu uluslararası spor etkinliklerinde benzer ayrımcılık riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor. Bölge ülkeleri, spor diplomasisinin bir araç olarak kullanılması gerektiğini savunurken, bu tür vakalar iş birliğini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran'la sınır komşusu hem de uluslararası spor etkinliklerine ev sahipliği yapma potansiyeli olan bir ülke olarak bu gelişmeyi yakından izlemelidir. İran'ın karşılaştığı muamele, Türkiye'nin de benzer siyasi gerginliklerde spor organizasyonlarında engellerle karşılaşabileceğini göstermektedir. Sporun siyasete alet edilmesi, Türkiye'nin dış politikasında soft power unsuru olarak kullandığı futbol ve diğer spor dallarını zayıflatma riski taşır. Bu nedenle Türkiye, uluslararası spor kuruluşları nezdinde tarafsızlık ilkesini savunmalı ve siyasi rekabetin spor alanına yansımasını engellemek için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.