İran, ABD'nin iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptındaki taahhütlerini yerine getirmemesi halinde Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayacağını açıkladı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tahran yönetiminin hem diplomatik hem de askeri seçenekleri masada tuttuğunu belirterek, ABD'nin anlaşma şartlarına uyması gerektiğini vurguladı. Bu gelişme, Basra Körfezi'ndeki gerilimi yeniden alevlendirirken, küresel enerji piyasalarında da tedirginlik yarattı.
Gelişmenin arka planı
İran Meclis Başkanı Kalibaf, meclisteki bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Hürmüz Boğazı'nın ABD'nin mutabakat zaptındaki yükümlülüklerini yerine getirmesine kadar kapalı kalacağını söyledi. Kalibaf, 'ABD, imzaladığı belgedeki taahhütlerini yerine getirmedikçe Hürmüz Boğazı'nı açmayacağız. Bu konuda hem diplomatik hem de askeri olarak gerekli tüm tedbirleri almış durumdayız.' dedi. İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun geçtiğimiz hafta bölgede gerçekleştirdiği askeri tatbikatlar da bu açıklamayla birlikte değerlendirildi.
Mutabakat zaptının içeriğine dair resmi bir bilgi verilmezken, İranlı yetkililerin daha önce yaptığı açıklamalarda, anlaşmanın nükleer program ve yaptırımlar konusundaki görüşmeleri kapsadığı belirtilmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ilk yorumda, İran'ın açıklamasının 'yapıcı olmadığı' ve bölgedeki gerilimi artırdığı ifade edildi. Pentagon ise Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sular olduğunu ve serbest geçiş hakkının ihlal edilmesine müsamaha gösterilmeyeceğini açıkladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle İran'ın boğazı kapatma tehdidi, küresel enerji arz güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Uzmanlar, böyle bir durumun petrol fiyatlarını anında yükseltebileceğini ve küresel ekonomide yeni bir krize yol açabileceğini belirtiyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, petrol ihracatını alternatif boru hatları üzerinden yönlendirme kapasitesine sahip olsa da, bu kapasitenin sınırlı olduğu biliniyor.
İran'ın bu hamlesi, aynı zamanda bölgedeki jeopolitik dengeleri de etkiliyor. ABD ile İran arasında son dönemde dolaylı görüşmelerin yapıldığına dair haberler, bu açıklamanın müzakere taktiği olabileceği yorumlarına neden oldu. Öte yandan İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik tehditleri, bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesine neden oluyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran konusundaki sert söylemleri, İran'ın Hürmüz üzerinden bir baskı unsuru oluşturma isteğini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki bir krizden doğrudan etkilenecektir. Boğazın kapanması, petrol ve doğalgaz fiyatlarını yükseltecek ve Türkiye'nin enerji maliyetlerini artıracaktır. Ancak Türkiye'nin İran ile tarihi ve ekonomik bağları, bu süreçte diplomatik angajman kanallarını açık tutmasını sağlayabilir. Türkiye'nin bölgedeki enerji koridorlarındaki rolü, bu tür krizlerde daha da önem kazanabilir. Ayrıca Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler, alternatif enerji kaynaklarına erişim imkanı sunabilir. Bu nedenle Ankara'nın hem Tahran hem Washington ile diyalog halinde olması, krizin aşılmasında kritik bir rol oynayabilir.