Yemen'deki İran destekli Husiler, 27 Şubat 2025 Salı günü Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Cizan bölgesinde bulunan Aramco'ya ait bir rafineriyi çok sayıda insansız hava aracıyla hedef aldıklarını açıkladı. Husilere bağlı askeri kaynaklar, saldırının Suudi öncülüğündeki koalisyonun Yemen'in Hudeyde kentine düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak gerçekleştirildiğini duyurdu. Saldırının rafineride yol açtığı hasar ve can kaybına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgedeki tansiyonun yeniden yükseldiği gözleniyor.
Gelişmenin arka planı
Husilerin Saba haber ajansına konuşan askeri kaynaklar, saldırının Suudi Arabistan'ın uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetine verdiği desteği ve koalisyonun devam eden hava operasyonlarını protesto etmek amacı taşıdığını ifade etti. Açıklamada, saldırının "işgalci güçlere karşı meşru müdafaa" çerçevesinde yapıldığı vurgulandı.
Saldırı, Yemen'deki iç savaşın 2014'ten bu yana sürdüğü ve taraflar arasındaki ateşkes çabalarının sonuçsuz kaldığı bir dönemde geldi. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Husilere karşı askeri operasyonlar yürüten uluslararası koalisyona liderlik ediyor. Husiler ise 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirerek meşru hükümeti devirmiş, ardından İran'dan askeri ve mali destek alarak etkinliğini artırmıştı.
Son aylarda Husilerin Suudi topraklarına yönelik insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze saldırılarında artış yaşanıyor. Özellikle enerji tesislerinin hedef alınması, küresel petrol piyasalarında fiyat dalgalanmalarına neden olurken, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini de artırıyor. 2019 yılında Husilerin Aramco'nun Abqaiq ve Khurais tesislerine düzenlediği saldırı, Suudi petrol üretiminin geçici olarak yarı yarıya düşmesine yol açmıştı.
Suudi Arabistan'ın savunma sistemi, Husilerin saldırılarının çoğunu etkisiz hale getirse de, bazı saldırıların hedefine ulaşması ülkenin güvenlik zafiyetlerini gözler önüne seriyor. Aramco tesisleri, Suudi ekonomisinin can damarı niteliğinde olup, bu tesislere yönelik herhangi bir tehdit, ülkenin enerji ihracatını ve küresel enerji arzını doğrudan etkileyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırı, Yemen'deki çatışmaların sadece iç savaş olmaktan çıkıp bölgesel bir vekalet savaşına dönüştüğünün bir göstergesi. Suudi Arabistan'ın liderliğindeki koalisyon, İran'ın Yemen'deki nüfuzunu kırmayı hedeflerken, Husiler de İran'ın desteğiyle Suudi Arabistan'ı hedef alarak bölgesel bir güç gösterisi yapıyor.
Saldırının, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın gölgesinde gerçekleşmesi dikkat çekici. Husiler, Gazze'deki savaşın başlamasından bu yana İsrail'e ve İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılarını artırmış, bu da Kızıldeniz'deki deniz ticaretini olumsuz etkilemişti. Suudi Arabistan ise İran ile görüşmelerini sürdürürken, Husilerin saldırıları bu diplomatik çabaları baltalama potansiyeli taşıyor.
Bölgedeki enerji altyapısına yönelik tehditler, küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olarak, enerji piyasalarının istikrarında kritik bir rol oynuyor. Bu tür saldırılar, petrol fiyatlarının yükselmesine ve küresel enflasyonun artmasına neden olabiliyor.
BM öncülüğünde yürütülen Yemen barış süreci ise tıkanmış durumda. Taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamazken, insani kriz derinleşiyor. BM'ye göre, Yemen nüfusunun büyük bir kısmı açlık ve hastalıklarla mücadele ediyor. Bu saldırı, barış umutlarını bir kez daha zora sokuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki ihtilafın çözümü için BM nezdinde yürütülen çabalara destek veriyor ve taraflar arasında diyalog çağrısında bulunuyor. Ancak bu saldırı, bölgedeki istikrarsızlığın sürdüğünü ve enerji güvenliğinin tehdit altında olduğunu gösteriyor. Türkiye, enerji ithalatının önemli bir kısmını bu bölgeden sağladığı için, Suudi Arabistan'daki bu tür gelişmeler Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki ticaret yollarının güvenliği, Türkiye'nin bölgeyle olan ekonomik ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Türkiye'nin bölgede istikrarı destekleyen politikaları, bu tür saldırıların önlenmesi ve kalıcı barışın sağlanması açısından önemli.