İran Dışişleri Bakanı, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için ABD'ye yedi günlük bir plan önerdiğini ve bu önerinin kabul edilip edilmemesi kararının Washington'a ait olduğunu duyurdu. Açıklama, kritik su yolunda artan gerilimin küresel enerji arzı üzerindeki baskısını hafifletme çabası olarak yorumlandı. Bakan, "seçim ABD'ye ait" ifadesiyle topu Washington'a attı.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir nokta. İran ile ABD arasında aylardır süren gerginlik, boğazdan geçiş güvenliğini ve sigorta maliyetlerini olumsuz etkiledi. Tahran yönetimi, son haftalarda boğazda bazı gemilere müdahale etmekle suçlanıyor; Washington ise bölgeye ek deniz kuvvetleri göndererek askeri varlığını güçlendirdi. İran'ın önerisi, diplomatik bir çözüm arayışının parçası olarak görülüyor.
Dışişleri Bakanı'nın açıklamasına göre plan, boğaz trafiğinin yedi gün içinde normale dönmesini sağlayacak adımları içeriyor. Ancak planın ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılmadı. İranlı yetkililer, önerinin karşılıklı güven artırıcı önlemleri ve uluslararası denizcilik kurallarına saygıyı kapsadığını öne sürüyor. ABD yönetiminden henüz resmi bir yanıt gelmedi; Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan kısa açıklamalarda "önerinin incelendiği" belirtildi.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlesiyle hem askeri çatışma riskini azaltmayı hem de yaptırımların hafifletilmesi konusunda müzakere masasına oturmayı hedeflediğini değerlendiriyor. Son aylarda İran ekonomisi, petrol ihracatındaki düşüş ve artan enflasyonla mücadele ediyor. Hürmüz'deki istikrarsızlık, Tahran'ın elindeki en güçlü kozlardan biri olarak görülüyor; ancak bu kozun aşırı kullanımı İran'a da zarar veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, sadece İran ve ABD'yi değil, başta Çin, Hindistan, Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere büyük petrol ithalatçılarını da yakından ilgilendiriyor. Boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyor. Olası bir kesinti, küresel petrol fiyatlarında ani sıçramalara ve dünya ekonomisinde yeni bir enflasyon dalgasına yol açabilir. Bu nedenle İran'ın önerisi, enerji piyasalarında temkinli bir rahatlama yarattı.
Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve BAE, boğazdaki istikrarın korunması çağrısı yaparken, İsrail konuya mesafeli duruyor. Rusya ise taraflara diyalog çağrısı yaptı. Avrupa Birliği, diplomatik çözüm umudunu koruduğunu ancak İran'ın somut adımlar atması gerektiğini vurguladı. Çin, enerji güvenliğinin önemine dikkat çekerek tarafları itidale davet etti.
ABD'nin olası bir anlaşmaya yeşil ışık yakması, İran nükleer müzakerelerini de yeniden canlandırabilir. Ancak Washington'da Kongre'nin sert kanadı, İran'a taviz verilmemesi konusunda baskı yapıyor. Öte yandan İran iç siyasetinde de öneriye şüpheyle yaklaşan gruplar var. Bu nedenle yedi günlük planın hayata geçmesi kolay görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin düşmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ekonomik istikrarı açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgazda büyük ölçüde dışa bağımlı; boğazdaki olası bir kesinti, enerji ithalat maliyetlerini artırarak cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkiler. Ayrıca İran, Türkiye'nin önemli bir ticaret ortağı. ABD ile İran arasında diplomatik bir çözüm, bölgesel gerilimi azaltarak Türkiye'nin güvenlik çevresini rahatlatabilir. Ankara'nın denge politikası, hem Batı ile ilişkilerini koruma hem de İran ile ekonomik bağlarını sürdürme açısından kritik.