İran'ın yeni dini Lideri Ayetullah Muhammet Hamaney, helikopter kazasında hayatını kaybeden selefi ve babası olarak bilinen İbrahim Reisi'nin intikamının 'kesinlikle alınacağını' açıkladı. Hamaney, yaptığı konuşmada Reisi'nin ölümünün 'ulusun talebi' olduğunu ve bu talebin yerine getirilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. İran devlet medyasında geniş yankı bulan açıklamalar, Tahran yönetiminin hem İsrail hem de ABD'ye yönelik geleneksel düşmanca söylemini yeniden alevlendirdi. Hamaney'in sözleri, ülke içinde Reisi'ye yönelik popüler tepkileri ve rejimin dış politikadaki tavizsiz duruşunu simgeliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Reisi'nin Ölümü ve Güç Mücadelesi
İran'ın eski Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 19 Mayıs 2024'te meydana gelen helikopter kazasında yaşamını yitirmişti. Reisi, aynı zamanda dini lider Hamaney'in yakın müttefiki ve olası halefi olarak görülüyordu. Kazanın ardından İran yönetimi, olayın bir sabotaj sonucu mu yoksa teknik bir arızadan mı kaynaklandığını açıklamamış, ancak İran'a yakın kaynaklar 'uluslararası bir parmağın' olabileceğini ima etmişti. Hamaney'in son açıklaması, ülkedeki muhafazakar kanadın Reisi'nin ölümünü iç siyasette bir birlik çağrısına dönüştürdüğünü gösteriyor. Reisi'nin yerine geçen geçici cumhurbaşkanı Muhammed Muhbir ise daha ılımlı bir çizgi izlese de, dini liderin keskin söylemi nedeniyle dış politikada sertleşme bekleniyor.
Uzmanlar, Hamaney'in bu söyleminin aslında rejimin meşruiyetini pekiştirme ve toplumsal desteği canlı tutma amaçlı olduğunu belirtiyor. İran'da ekonomik sıkıntılar ve yaptırımlar nedeniyle halk protestoları devam ederken, dış düşman imajı yaratmak Tahran için eski bir yöntem. Reisi'nin ölümü, Hamaney'e kendi otoritesini sağlamlaştırma fırsatı verdi; çünkü selefinin aksine o daha nüfuzlu bir isim ve 'şehit' babasının mirası üzerinden hareket ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İsrail-İran Gerilimi Tırmanıyor
Hamaney'in intikam vurgusu, özellikle İsrail ve ABD'yi hedef alıyor. İran, son yıllarda nükleer programı ve bölgesel milis güçleriyle Batı ile karşı karşıya gelirken, Reisi'nin ölümü sonrası Tahran'ın İsrail'e yönelik tehditleri arttı. İran Devrim Muhafızları, İsrail'in kazada parmağı olduğunu iddia ederken, İsrail ise suçlamaları reddediyor. Bu durum, Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi'nde askeri hareketliliği artırabilir. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı da İran'ın olası bir misillemesinde hedef olabilir. Çin ve Rusya'nın İran'a verdiği destek, krizin daha geniş bir jeopolitik rekabete dönüşme riskini taşıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yakından izliyor; Hamaney'in sert söylemi nükleer müzakereleri de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, İran ile Suriye, Irak ve Kafkaslar'da stratejik çıkar çatışmaları yaşarken, Tahran'ın sertleşen söylemi bölgesel istikrarı bozabilir. Reisi'nin ölümü sonrası İran'da olası bir güç boşluğu veya dış macera arayışı, Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik riski yaratabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yeni yaptırımlar veya askeri hareketlilik, Türkiye'nin enerji ticaretini ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye, İran ile diyaloğu sürdürerek krizin yönetilmesinde kilit rol oynayabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın taziye mesajı, Ankara'nın Tahran'la dengeli bir ilişki kurma niyetini gösteriyor.