İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmadian, ABD'nin İran'ın nükleer anlaşma koşullarına verdiği yanıtı 'yetersiz' olarak değerlendirdi. Ahmadian, yaptığı açıklamada, Washington'ın yaptırımların kaldırılması ve nükleer program üzerindeki kısıtlamalar konusunda somut adımlar atmadığını belirterek, müzakerelerin tıkandığını ima etti. Bu açıklama, 2015 nükleer anlaşmasını canlandırma çabalarının kritik bir aşamasında geldi.
Müzakerelerde Son Durum ve Arka Plan
İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) arasında 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JOCPOA), eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla fiilen askıya alınmıştı. İran, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programını sınırlamayı kabul etmişti. Ancak ABD'nin yaptırımları sürdürmesi üzerine Tahran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3.67'den yüzde 60'a çıkarmış ve ileri santrifüjlerle zenginleştirme kapasitesini artırmıştı. Son aylarda Viyana'da dolaylı görüşmeler yapılmış, ancak taraflar arasında güven artırıcı adımlar konusunda anlaşma sağlanamamıştı. Ahmadian'ın son açıklaması, İran'ın ABD tarafından sunulan önerileri yetersiz bulduğunu gösteriyor. İran, yaptırımların tamamen kaldırılmasını ve İran Merkez Bankası'na uygulanan yaptırımların sona ermesini talep ediyor. ABD ise İran'ın nükleer programında kalıcı kısıtlamalar ve denetim mekanizmaları istiyor. Görüşmelerde özellikle nükleer araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin kapsamı, uranyum zenginleştirme seviyesi ve stok miktarı gibi konularda pürüzler devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, Orta Doğu'da güç dengesini doğrudan etkiliyor. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini kırmızı çizgi olarak görüyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de İran'ın nükleer kapasitesinden endişe duyuyor. ABD'nin yanıtının 'yetersiz' bulunması, bölgede gerilimin tırmanma riskini artırıyor. Ayrıca Rusya ve Çin'in İran ile artan işbirliği, ABD'nin yaptırım rejimini zayıflatıyor. Çin, İran petrolünün önemli bir alıcısı ve 2021'de 25 yıllık kapsamlı bir işbirliği anlaşması imzalanmıştı. Bu durum, Batı'nın İran üzerindeki baskısını sınırlıyor. Avrupa ülkeleri ise anlaşmanın canlandırılması için çaba harcıyor, ancak ABD'nin tutumu belirleyici. Küresel petrol piyasaları da İran'ın petrol ihracatının yeniden başlamasını bekliyor; ancak anlaşma sağlanamazsa arz endişeleri fiyatları yukarı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer müzakerelerinde yaşanan tıkanıklık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun süredir enerji ticareti yapıyor ve doğalgaz ithalatında İran önemli bir tedarikçi. Yaptırımların sürmesi, Türkiye'nin İran ile ticaretini olumsuz etkiliyor; ABD yaptırımlarına uymama durumunda Türk şirketleri yaptırım riskiyle karşılaşabiliyor. Ayrıca sınır komşusu İran'da istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkiler. Türkiye, nükleer anlaşmanın canlandırılmasını ve bölgede gerilimin azalmasını destekliyor. Sonuç olarak, müzakerelerdeki belirsizlik, Türkiye'nin hem ekonomik hem de güvenlik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor.